111 yıl sonra belgesi ortaya çıktı! Çanakkale Savaşları’nda Türk askeri, yaralı İngiliz’i kurtarmış
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi (AÇASAM) tarafından harp cerideleri üzerinde yapılan çalışmalarda, Çanakkale Savaşları sırasında yararlanan bir İngiliz...
Tarihin Tozlu Sayfalarından Gün Yüzüne Çıkan İnsanlık Dersi
Dünya harp tarihinin en çetin ve kanlı mücadelelerine sahne olan Çanakkale Savaşları, aradan geçen 111 yıla rağmen sadece askeri stratejileriyle değil, cephe hattında sergilenen yüksek insani değerlerle de aydınlanmaya devam ediyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) araştırmacılarının askeri arşivlerde yürüttüğü kapsamlı çalışmalar, Türk askerinin savaş meydanındaki merhametini tescilleyen resmi bir belgeyi daha gün ışığına çıkardı. Askeri cerideler üzerinde yapılan titiz incelemeler, 2'nci Kerevizdere Muharebeleri esnasında ağır yaralanarak iki hat arasında mahsur kalan bir İngiliz askerinin, Türk keşif kolu komutanı tarafından sırtlanarak ölümden kurtarıldığını resmen kanıtladı.
İki Ateş Arasında Yaşam Mücadelesi: 15 Temmuz Gecesi
Tarihi vesikalar, hadisenin 13 Temmuz 1915'te İngiliz 52'nci Tümeni'ne bağlı Nelson Taburu'nun ağır kayıplarla neticelenen taarruzunun hemen ardından cereyan ettiğini gösteriyor. Taarruzun akamete uğramasının ardından iki siper hattı arasındaki sahra adeta bir can pazarına dönüşürken, çatışmadan üç gün sonra, 15 Temmuz gecesi devriye görevine çıkan Türk keşif birliği dikkat çekici bir durumla karşılaştı. Ağır yaraları nedeniyle hareket kabiliyetini yitirmiş halde bulunan İngiliz Deniz Başçavuşu Arthur Hunt, Türk keşif birliğinin komutanı tarafından tereddütsüz şekilde sırta alınarak Türk siperlerine intikal ettirildi. Cephe gerisindeki lojistik imkansızlıklara rağmen Türk askeri, sedye temin edilene kadar İngiliz askerini taşımayı sürdürdü ve tedavi sürecini derhal başlattı.
Siperleri Şaşırıp Baygın Düşen Askerin Kurtuluş Rotası
Türk ve İngiliz askeri arşivlerinin çapraz kontrolüyle netleştirilen süreç, yaralı askerin esir düştükten sonraki ifadesiyle daha da çarpıcı bir boyut kazandı. Başçavuş Arthur Hunt'ın resmi sorgu tutanaklarında; çatışmada ağır yaralandıktan sonra zifiri karanlıkta kendi mevzilerine yöneldiğini varsaydığı, ancak bilincini kaybederek iki gün boyunca çatışma sahasında baygın kaldığı aktarılıyor. Kendine geldiğinde Türk askerlerinin himayesinde olduğunu belirten Hunt'ın, sahra revirindeki ilk müdahalenin ardından sırasıyla Soğanlıdere Sargı Yeri'ne, ardından Tekirdağ Hastanesi'ne ve nihayetinde tedavi protokollerinin tamamlanmasıyla Yozgat'taki esir kampına sevk edildiği kayıt altına alındı. Bu güzergah, Türk ordusunun en ağır muharebe şartlarında dahi uluslararası harp hukuku ve evrensel tıbbi etik kurallarını tavizsiz uyguladığının en somut delili niteliğini taşıyor.
Arşiv Belgeleri Gelecek Kuşaklara Işık Tutacak
Ortaya çıkarılan tarihi vesikanın sadece askeri bir kayıt değil, aynı zamanda yüksek bir ahlaki miras olduğunu vurgulayan ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, araştırmanın kurumsal ve toplumsal boyutuna dikkat çekti. Türk askerinin vatan müdafaası verirken dahi düşmanına karşı muazzam bir vicdani olgunluk sergilediğini belirten Erenoğlu, bu hakikatlerin sempozyumlar, bilimsel bildiriler ve eğitim programları vasıtasıyla tüm topluma aktarılacağını ifade etti. AÇASAM Müdürü Dr. İsmail Sabah ve uzman heyetin devlet arşivlerinde yürüttüğü bu titiz çalışma, Çanakkale'nin yalnızca bir cephe değil, aynı zamanda emperyalist kuşatmaya karşı verilen onurlu bir medeniyet müdafaası olduğunu bir kez daha tescilledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz