15 Ekim 2026, Perşembe
Piyasalar Yükleniyor...
SON DAKİKA
İstanbul'da sel felaketi. Anadolu Yakası için alarm, saat verildi • Altın, doların gerilemesiyle yüzde 1,3 yükseldi • Annesini bıçakla rehin aldı! Polis operasyon düzenledi • MASTERCHEF ÖDÜL OYUNUNUN KAZANANI 14 EKİM 2026 | MasterChef'te ödül oyununu hangi takım kazandı? • SON DAKİKA | Murat Boz, Nazan Öncel ve Demet Özdemir'den yardım çağrısı: 'MAHSUR KALDIK!' • KOCAELİ'DE BUGÜN OKULLAR TATİL Mİ? 15 Ekim 2026 Kocaeli'de okullar tatil mi edildi? Kocaeli Valiliği'nden son dakika açıklaması • Bursa Osmangazi'de annesini rehin alan şahıs özel harekatla gözaltına alındı • Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 15 Ekim 2026 • B-2 bombardıman uçaklarının planı sızdı, operasyon ertelendi! Trump'tan İran saldırısını sızdıranlara sert tepki: Bu sızıntıyı yapanlar vurulmalı • SON DAKİKA | İstanbul'daki selden acı haber! 14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti • İstanbul'da sel felaketi. Anadolu Yakası için alarm, saat verildi • Altın, doların gerilemesiyle yüzde 1,3 yükseldi • Annesini bıçakla rehin aldı! Polis operasyon düzenledi • MASTERCHEF ÖDÜL OYUNUNUN KAZANANI 14 EKİM 2026 | MasterChef'te ödül oyununu hangi takım kazandı? • SON DAKİKA | Murat Boz, Nazan Öncel ve Demet Özdemir'den yardım çağrısı: 'MAHSUR KALDIK!' • KOCAELİ'DE BUGÜN OKULLAR TATİL Mİ? 15 Ekim 2026 Kocaeli'de okullar tatil mi edildi? Kocaeli Valiliği'nden son dakika açıklaması • Bursa Osmangazi'de annesini rehin alan şahıs özel harekatla gözaltına alındı • Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 15 Ekim 2026 • B-2 bombardıman uçaklarının planı sızdı, operasyon ertelendi! Trump'tan İran saldırısını sızdıranlara sert tepki: Bu sızıntıyı yapanlar vurulmalı • SON DAKİKA | İstanbul'daki selden acı haber! 14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti •

Piyasalar Yükleniyor...
Dünya 15 Ekim 2026, 07:05 8 dk okuma süresi

1930 kilometrelik tehdit: Husilerin füze sırrı! Bu sefer arkalarında farklı bir ülke var

Husilerin füze kapasitesine ilişkin ortaya çıkan yeni bulgular, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek çarpıcı bir gelişmeyi gündeme taşıdı. Ele geçirilen sevkiyatlarda ortaya çıkan ayrıntılar, şimdiye kadar öne çıkan...

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici
1930 kilometrelik tehdit: Husilerin füze sırrı! Bu sefer arkalarında farklı bir ülke var
1930 kilometrelik tehdit: Husilerin füze sırrı! Bu sefer arkalarında farklı bir ülke var

Husilerin füze kapasitesine ilişkin ortaya çıkan yeni bulgular, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek çarpıcı bir gelişmeyi gündeme taşıdı. Ele geçirilen sevkiyatlarda ortaya çıkan ayrıntılar, şimdiye kadar öne çıkan...

Gelişmelerden anında haberdar olun.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin

Yemen’deki iç savaşın başlıca aktörlerinden biri olan Husiler, yıllar içinde ülkenin önemli bölgelerinde kontrol sağlayarak bölgesel gelişmeler üzerinde etkili bir güç hâline geldi. Bazı durumlarda İran tarafından desteklendiği söylenen grup ile Suudi Arabistan öncülüğündeki güçler arasındaki çatışmalar, özellikle füze ve insansız hava aracı saldırıları nedeniyle uzun süredir Körfez güvenliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Husilerin askerî kapasitesini geliştirmesi, bölgedeki diğer aktörlerin güvenlik hesaplamalarını da etkiliyor. İran’dan gelen silah ve teknik destek iddialarının yanı sıra grubun kendi üretim imkânlarını artırmaya yönelmesi ise önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalınabilecek tehditlerin niteliğine ilişkin soru işaretleri doğuruyor. Son olarak yayımlanan bir rapor, bu dönüşümün dikkat çekici bir boyutunu ortaya koydu. Detaylara biraz daha yakından bakalım…

ELE GEÇİRİLEN SEVKİYATLAR NEYİ ORTAYA ÇIKARDI?

Çatışma bölgelerinde silahların kullanımını ve tedarik zincirlerini inceleyen Conflict Armament Research (CAR) tarafından hazırlanan rapora göre, Husilerin gelişmiş bir balistik füze üretmek için gerekli çeşitli bileşenleri yurt dışından temin ettiği belirlendi.

Wall Street Journal’ın yayımlanmadan önce incelediği rapor, Yemenli yetkililerden temmuz ayında alınan bilgilere dayanıyor. Söz konusu bilgiler, geçen yıl yetkililer tarafından ele geçirilen ve çeşitli ticari malların arasına gizlenmiş füze ekipmanlarını içeren iki sevkiyatın incelenmesiyle elde edildi. Raporda, sevkiyatlarda özel işlenmiş metal parçaların yanı sıra füzenin temel yapısında kullanılan gövde ve motor bileşenlerinin bulunduğu belirtildi. Ele geçirilen malzemeler arasında uçuş sırasında füzenin dengesini sağlayan kanatçıklar ve katı yakıtlı roket motoruna ait parçalar da yer aldı.

Yetkililerin el koyduğu malzemeler yalnızca füzenin fiziksel bileşenleriyle sınırlı değildi. Üretim sürecinde kullanılabilecek araçlar, test ekipmanları ve ham maddeler de sevkiyatlarda bulundu. Füzenin bazı bölümlerini motorun oluşturduğu yoğun ısıdan korumaya yarayan özel malzemelerin ele geçirilmesi, sevkiyatların üretim süreci açısından önemini artırdı.

BİR FÜZEYİ ÜRETMEK İÇİN NELER GEREKİYOR?

Bulgular, Husilerin füze sistemlerini yeniden monte etmenin ötesine geçerek daha kapsamlı bir üretim kapasitesi geliştirmeye çalışıyor olabileceğini gösteriyor. Ancak ele geçirilen parçalar, füzenin başarıyla üretildiği veya operasyonel kullanıma hazır olduğu anlamına gelmiyor. Üretim girişiminin hangi aşamada bulunduğu ve parçaların ne ölçüde bir araya getirildiği henüz kesin olarak bilinmiyor.

Konuyu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Dr. Serhan Afacan’a danıştığımda, bu girişim değerlendirilirken Husilerin mevcut askerî stratejisinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Afacan, grubun önceliğinin mutlaka uzun menzilli füzelere sahip olmak olmadığını, Babülmendep Boğazı çevresindeki coğrafi konumunun daha kısa menzilli silahlarla da etkili olmasına imkân sağladığını belirtti. Ayrıca Afacan, Husilerin temel yaklaşımının bölgedeki deniz trafiğini aksatmak ve mevcut düzeni bozmak olduğunu vurgulayarak, grubun daha gelişmiş füze sistemlerine duyduğu ihtiyacın abartılmaması gerektiğinin altını çizdi. Ancak sürecin arkasında daha farklı detaylar var.

ÇİN BAĞLANTISI: PEKİN NEDEN DESTEK VERSİN?

Ele geçirilen sevkiyatlarda Çin merkezli bir tedarikçiyle bağlantı kurulması, Husilerin silah tedarikinde uluslararası ticari ağların rolünü yeniden gündeme taşıdı. Sevkiyat belgelerinde, kendisini özel havacılık parçaları üreticisi olarak tanıtan Çin merkezli bir hassas metal işleme şirketinin adı geçiyor. Şirketin kimliği ise raporda açıklanmadı.

Birleşmiş Milletler raporlarına ve silah uzmanlarının topladığı verilere göre, Husilere gönderilirken ele geçirilen malzemelerin kaynakları arasında Çinli şirketler de bulunuyor. Ayrıca ABD yaptırımlarına tabi bazı insansız hava aracı parçası tedarikçilerinin de Çin merkezli olduğu belirtiliyor. Sivil havacılık ve sanayi gibi alanlarda da kullanılabilen parçalar, tedarik zincirlerinin denetlenmesini zorlaştırıyor. Çift kullanımlı ürünler olarak adlandırılan bu malzemeler, ticari amaçlarla üretilseler bile silah sistemlerinde kullanılabiliyor. Bununla birlikte, ele geçirilen bileşenlerin füze üretiminde kullanılabilecek nitelikte olması, sevkiyatların önemini artırıyor.

TİCARİ PARÇALAR SİLAH ÜRETİMİNE NASIL ULAŞIYOR?

Çift kullanımlı ürünlerin sivil sanayi ile askerî üretim arasında bir geçiş noktası oluşturması, bu tür sevkiyatların denetlenmesini güçleştiriyor. Ancak Çin merkezli bir tedarikçinin belgelerde yer alması, Pekin yönetiminin Husilere doğrudan teknoloji desteği verdiğini tek başına kanıtlamıyor. Bu noktada Çin’in bölgedeki siyasi ve ekonomik çıkarları da tartışmanın önemli bir parçasını oluşturuyor.

İRAM Başkanı Dr. Serhan Afacan, Çin’in Husilere teknoloji desteği verdiği yönündeki iddiaların teknik açıdan mümkün görünse de jeopolitik açıdan soru işaretleri barındırdığını belirtti. Afacan’a göre, Pekin’in bu süreçteki olası rolü değerlendirilirken Suudi Arabistan ile ilişkileri ve bölgedeki deniz ticaretine yönelik çıkarları da göz önünde bulundurulmalı.

Babülmendep Boğazı’nın kapanmasının Çin’in çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belirten Afacan, benzer bir durumun Hürmüz Boğazı için de geçerli olduğuna dikkat çekti. Ancak Çin’in Suudi Arabistan ile ilişkilerinin iyi olduğunu ve bölgede bir denge kurmaya çalıştığını ifade eden uzman isim, Pekin’in olası desteğine ilişkin iddiaların doğrulanmasının da güç olduğunu söyledi:

“Burada asıl sorulması gereken soru şu: Çin şayet böyle bir destek veriyorsa amacı ne olabilir? Babülmendep’in kapanması Çin’in çok işine gelen bir şey değil. Benzer bir durum Hürmüz Boğazı için de geçerli. Çin, gördüğüm kadarıyla bölgede bir denge inşa etmeye çalışıyor. Diğer taraftan Suudi Arabistan ile de ilişkileri iyi. Dolayısıyla Çin iddialarında teknolojik olarak gündeme gelen durumları anlıyorum ama jeopolitik olarak bu konu benim kafamda pek oturmuyor.”

ASIL DİKKAT ÇEKEN AYRINTI: İRAN’IN HAYBER ŞEKAN FÜZESİ

Raporda yer alan bulguların en önemli yönlerinden biri, Husilerin üretmeye çalıştığı değerlendirilen sistemin İran’ın gelişmiş balistik füzelerinden Hayber Şekan ile bağlantılı olması. İran tarafından ilk kez 2022 yılında Tahran’da tanıtılan Hayber Şekan, hassas güdümlü balistik füze sistemleri arasında yer alıyor. Görece düşük maliyetli ve taşınabilir yapısıyla öne çıkan füze, yüksek hassasiyetli vuruş kabiliyeti ve hava savunma sistemlerini aşmaya yönelik tasarımıyla dikkat çekiyor.

Husilerin bu füzenin bir versiyonunu üretmeye çalıştığı belirtilirken, söz konusu girişimin başarıya ulaşması hâlinde grubun mevcut askerî kapasitesini geliştirebileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte, üretimi hedeflenen sistemin İran’ın orijinal tasarımındaki bütün özellikleri taşıyıp taşımayacağı henüz bilinmiyor.

HAYBER ŞEKAN’I FARKLI KILAN ÖZELLİK NE?

Hayber Şekan’ın bazı varyantlarında, patlayıcı başlığı taşıyan burun bölümünün uçuşun son aşamasında ana gövdeden ayrılabildiği belirtiliyor. Küçük bir motor yardımıyla yönünü değiştirebilen bu bölüm, yüksek hızla hedefe yaklaşabiliyor. Bu tasarımın temel amaçlarından biri, füzenin son yaklaşma aşamasında yön değiştirebilmesine olanak sağlayarak önleme sistemleri karşısındaki etkinliğini artırmak.

Wall Street Journal’ın önceki haberlerinde, İran’ın Hayber Şekan füzelerini ABD ile yaşanan çatışmalar sırasında Amerikan üslerine yönelik saldırılarda kullandığı ve bazı saldırılarda sonuç elde ettiği aktarılmıştı.

Dr. Serhan Afacan, “Anladığımız kadarıyla bu füze teknolojisi düşündüğümüz kadar sofistike bir iş değil. Erişilemez bir şey değil. İsrail’in gözünün önünde Kassam Tugayları’nın nasıl ilerlediğini gördük. Hizbullah’ın da ne kadar ilerlediğini gördük” diyerek teknoloji transferinin farklı kanallar üzerinden gerçekleşebileceğine işaret etti.

YAKLAŞIK 1930 KİLOMETRELİK MENZİL SUUDİ ARABİSTAN İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Husilerin geliştirmeye çalıştığı sistemle ilgili en dikkat çekici unsurlardan biri, ulaşabileceği belirtilen menzil. Raporda söz konusu füzenin yaklaşık 1200 mil, yani 1930 kilometre menzile sahip olabileceği ifade ediliyor.

Böyle bir menzil, Suudi Arabistan’ın geniş bir bölümünün ve İsrail’in tamamının potansiyel hedef alanına girebileceği anlamına geliyor. Ancak bu değerlendirme, Husilerin söz konusu menzile sahip operasyonel bir füzeyi başarıyla ürettiğinin kanıtı olarak görülmemeli.

Ancak Birleşmiş Milletler Yemen yaptırımları panelinin eski uzmanlarından Henry Thompson, Husilerin en az iki yıldır Çin’den katı yakıtlı balistik füzelerde kullanılabilecek bileşenler ithal ettiğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu söyledi. Thompson’a göre orta menzilli balistik füzeler, Husilerin mevcut seyir füzeleri ve insansız hava araçlarından farklı bir tehdit oluşturabilir. Daha ağır bir yük taşıyabilen bu sistemler, Suudi Arabistan’ın iç kesimlerine ulaşma kapasitesini artırabilir.

ENERJİ TESİSLERİ RİSK ALTINDA MI?

Dr. Serhan Afacan, Husilerin Suudi Arabistan ile yaşadığı gerilimde askerî kapasitelerini mümkün olduğunca geliştirmeye çalışabileceklerini ancak Hayber Şekan’ın menziline ulaşabilecek bir sistem ürettikleri yönündeki değerlendirmelere temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtti.

Husilerin son dönemde İsrail’i hedef almamasının da tartışılması gereken unsurlardan biri olduğunu kaydeden Afacan, mevcut verilerin söz konusu menzile ulaşılmış olduğunu göstermediğini vurguladı ve şöyle devam etti:

“Husiler, Suudi Arabistan ile olan gerilimde olabildiğince ileri gitmeye çalışabilirler. Ancak son dönemde gördüğüm kadarıyla İsrail’i hedef almıyorlar. Bu da tartışılan boyutlardan biri. Hayber Şekan menziline ulaşmaları ihtimalini ise abartılı buluyorum. Şu anki veriler üzerinden bunun çok gerçekçi olduğunu düşünmüyorum.”

Bununla birlikte Afacan, Husilerin böyle bir kapasiteye ulaşması durumunda bölgesel dengelerin değişebileceğini belirtti. Grubun daha uzun menzilli bir füze sistemine sahip olması, Suudi Arabistan’ın iç kesimlerine ve başkent Riyad’a yönelik saldırıların artırılması ihtimalini gündeme getirebilir. Bu durum, ülkenin stratejik tesislerinin ve enerji altyapısının korunmasına yönelik güvenlik hesaplamalarını da etkileyebilir.

HUSİLERLE YENİ BİR ATEŞKES MÜMKÜN MÜ?

Husilerin askerî kapasitesini geliştirme girişimi bölgesel güvenlik açısından soru işaretleri yaratırken, önümüzdeki dönemde krizin nasıl şekilleneceği de önem taşıyor. Dr. Serhan Afacan, mevcut koşullarda Husi krizinin yeniden dondurulmaya çalışılacağını söyledi:

“Bu krizin tekrar dondurulmaya çalışılacağını düşünüyorum. Bunun birkaç sebebi var. Önemlisi Husilerin davranışları. Öte yandan Trump’ın yaptığı açıklamalar var. Türkiye’de de söylemler sertleşmeye başladı, Husiler ülkemiz tarafından kınandı. Ancak Türkiye’nin Husilere karşı askerî bir operasyonun içinde olmak istemediği biliniyor. Bunun doğurabileceği riskler değerlendiriliyor. Dolayısıyla bütün bu gelişmeleri birlikte ele aldığımızda, Husi krizinin yakın zamanda yeniden dondurulması ihtimalini daha yüksek görüyorum.”

Yorumlar (0)

Yorum Yaz