21 Ekim 2026, Çarşamba
Piyasalar Yükleniyor...
SON DAKİKA
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 21 Ekim 2026 • 7 ilde bahis operasyonunda 22 tutuklama • Bakan Çiftçi, Brüksel'de Türk vatandaşlarıyla bir araya geldi • Araçlara, Google Gemini'ın kişiselleştirilmiş üst sürümü geliyor • ELEKTRONİK SİGARANIN 10 ZARARI! Selena Gomez isyan etti: 'Sesimi değiştirdi' • İsmail Kartal'dan flaş istifa yanıtı! "Keşke böyle bir şey olmasaydı" • Kadıköy'de "İsmail Kartal istifa" sesleri • Kadıköy'de son dakika şoku! Fenerbahçe evinde Slavia Prag ile berabere kaldı • SON DAKİKA | Ertuğrul Doğan’a “bahis” cezası • Kemer Belediye Başkanı Topaloğlu ve 8 meclis üyesi CHP'den istifa etti • Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 21 Ekim 2026 • 7 ilde bahis operasyonunda 22 tutuklama • Bakan Çiftçi, Brüksel'de Türk vatandaşlarıyla bir araya geldi • Araçlara, Google Gemini'ın kişiselleştirilmiş üst sürümü geliyor • ELEKTRONİK SİGARANIN 10 ZARARI! Selena Gomez isyan etti: 'Sesimi değiştirdi' • İsmail Kartal'dan flaş istifa yanıtı! "Keşke böyle bir şey olmasaydı" • Kadıköy'de "İsmail Kartal istifa" sesleri • Kadıköy'de son dakika şoku! Fenerbahçe evinde Slavia Prag ile berabere kaldı • SON DAKİKA | Ertuğrul Doğan’a “bahis” cezası • Kemer Belediye Başkanı Topaloğlu ve 8 meclis üyesi CHP'den istifa etti •

Piyasalar Yükleniyor...
Gündem 19 Ekim 2026, 11:16 3 dk okuma süresi

Erivan'daki CBD COP17, 2030 biyoçeşitlilik hedeflerini ilk kez değerlendirecek

BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı, 2030 biyoçeşitlilik hedeflerinin ilk küresel değerlendirmesi için Erivan'da başladı. 30 Ekim'e kadar sürecek zirvede 23 hedef ele alınacak; korunan alanlar...

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici

Gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük ekolojik krizlerden birini durdurmak amacıyla uluslararası toplum, Ermenistan'ın ev sahipliğinde kritik bir zirve için bir araya geldi. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı (CBD COP17), başkent Erivan'da kapılarını açtı. 30 Ekim tarihine kadar devam edecek olan bu tarihi zirve, 2022 yılında Montreal'de gerçekleştirilen COP15 toplantısında kabul edilen ve doğa koruma alanında küresel bir dönüm noktası sayılan Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin ilk resmi ara değerlendirmesine sahne oluyor. Gezegen genelinde hızla tükenen türleri ve parçalanan ekosistemleri kurtarmayı hedefleyen 2030 vizyonunun masaya yatırıldığı konferans, taahhütlerin fiiliyata dökülüp dökülemediğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecek.

Küresel Ekosistem İçin Kritik Eşik: 23 Hedef Masada

Erivan'da gerçekleştirilen müzakerelerin merkezinde, biyoçeşitlilik kaybını 2030 yılına kadar tamamen durdurmayı ve ardından tersine çevirmeyi amaçlayan kapsamlı 23 küresel hedef yer alıyor. Bu hedefler yalnızca doğa koruma alanlarının sınırlarını genişletmekle kalmıyor; aynı zamanda ekosistemleri tahrip eden zararlı sübvansiyonların yıllık en az 500 milyar dolar düzeyinde azaltılmasını, tarım ve sanayi kaynaklı kirliliğin asgariye indirilmesini ve tahrip edilmiş karasal ve sucul alanların en az yüzde 30'unun onarılmasını zorunlu kılıyor. Zirvenin en kritik başlığı ise kamuoyunda "30x30" olarak bilinen 3. hedef etrafında şekilleniyor. Bu hedef doğrultusunda, dünya yüzeyindeki karaların, iç suların, kıyı ve deniz alanlarının en az yüzde 30'unun korunması, bu alanların yerel toplulukların hakları gözetilerek birbirine entegre ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi amaçlanıyor.

Korunan Alanlarda Son Durum: '30x30' Hedefinin Neresindeyiz?

Zirve sırasında paylaşılan güncel bilimsel veriler, küresel hedeflere ulaşma konusunda katedilmesi gereken mesafenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. BM Çevre Programı Dünya Koruma İzleme Merkezi (UNEP-WCMC) ile Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından koordine edilen Korunan Gezegen (Protected Planet) platformunun son verilerine göre, dünya çapında tescil edilmiş 514 bini aşkın koruma alanı bulunuyor. Mevcut koruma alanları karasal yüzeyin yüzde 18,7'sini, okyanusların ise ancak yüzde 10'unu kapsayabiliyor. Deniz ekosistemlerinde ulusal yargı yetkisine tabi sularda koruma oranı yüzde 23,3 seviyesine ulaşırken, uluslararası hukukun geçerli olduğu açık denizlerde bu oranın yüzde 1,7 gibi son derece kritik bir düzeyde kalması, özellikle okyanusların korunmasında küresel iş birliğinin yetersizliğini gözler önüne seriyor.

"Taahhütlerden Eyleme Geçilmeli, Bağlayıcı Mekanizmalar Kurulmalı"

Konferansın bilimsel ve stratejik boyutunu değerlendiren Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Erivan'daki temasların ana temasının "Doğa İçin Harekete Geçmek" olduğuna işaret etti. Toplantının salt bir durum tespitinin ötesine geçmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yaşar, bugüne kadar alınan kararların gözden geçirilmesi, eksikliklerin giderilmesi ve en önemlisi ülkelerin ulusal taahhütlerini uygulamaya dönüştürecek yaptırım gücüne sahip bağlayıcı denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Ulusal ölçekteki vaatlerin kağıt üzerinde kalmaması için diplomatik ve yasal araçların güçlendirilmesi gerektiği zirvenin temel beklentileri arasında bulunuyor.

İklim ve Biyoçeşitliliğin Temel Kesişimi: Su Kaynakları ve Nehirler

İklim krizi ile biyoçeşitlilik kaybının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Yaşar, her iki krizin çözüm noktasının doğrudan su kaynaklarına dayandığını dile getirdi. Sağlıklı bir ekosistemin temel şartının temiz su olduğunu belirten Yaşar, su kirliliğinin biyoçeşitlilik üzerinde yarattığı yıkıcı etkiye dikkat çekti. Özellikle Türkiye'de Batı Anadolu'daki nehirlerin dördüncü sınıf kirlilik seviyesine dayandığını anımsatan bilim insanı, nehirlerin ve sulak alanların kurtarılması için endüstriyel ve evsel atık suların mutlak surette arıtılması, bu tesislerin enerji maliyetlerinin ise devlet eliyle sübvanse edilmesi gerektiğini ifade etti. Erivan'daki COP17 zirvesi, ormanların ve su havzalarının yalnızca biyolojik çeşitlilik değil, küresel karbon yutak alanları olarak iklim dengesini korumada da vazgeçilmez bir role sahip olduğunu bir kez daha tescillemiş oldu.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz