01 Kasım 2026, Pazar
Piyasalar Yükleniyor...
SON DAKİKA

Piyasalar Yükleniyor...
Gündem 30 Ekim 2026, 12:29 3 dk okuma süresi

Yargıtay'dan "sürgün tayin"e engel

Yargıtay’dan milyonlarca işçiyi ilgilendiren bir karar çıktı. Çalıştığı yerden aynı iş yerinin 600 kilometre uzaklıktaki iş yerine tayin edilen ve maaşı düşen işçiye, Yargıtay'dan müjdeli haber geldi. Yüksek mahkeme...

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici
Yargıtay'dan "sürgün tayin"e engel
Yargıtay'dan "sürgün tayin"e engel

Türkiye’de milyonlarca işçi ve işvereni yakından ilgilendiren çalışma hayatına ilişkin emsal niteliğinde bir yargı kararına imza atıldı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanların rızası hilafına yüzlerce kilometre uzaklıktaki başka bir işletmeye gönderilmesini ve bu süreçte ücretlerinin düşürülmesini hukuka aykırı buldu. İş dünyasında uzun süredir tartışma konusu olan ve kamuoyunda "sürgün tayin" olarak adlandırılan zorunlu yer değişikliklerine set çeken bu karar, işverenin yönetim hakkının sınırsız olmadığını ve keyfi uygulamalara karşı yargı yolunun açık olduğunu kesinleştirdi.

Hukuk Mücadelesinin Arka Planı: 600 Kilometrelik Zorunlu Görevlendirme

Emsal karara konu olan uyuşmazlık, bir işletmede teknisyen kadrosunda görev yapan bir kamu işçisinin maruz kaldığı peş peşe nakil işlemleriyle başladı. Görev yaptığı merkezden yaklaşık 400 kilometre uzaktaki başka bir birime nakledilen işçi, karara karşı derhal hukuki yollara başvurdu ve ilk davayı kazanarak eski görev yerine iade edildi. Ancak işçinin göreve dönmesinden yalnızca üç ay sonra, işveren yönetimi tarafından bu kez 600 kilometre mesafedeki bambaşka bir şehirde bulunan işletmeye ataması yapıldı. Yeni görevlendirmeyle birlikte çalışanın aylık gelirinde ve özlük haklarında da ciddi kayıplar yaşandı. Hak kaybına uğrayan teknisyen, rızası olmaksızın gerçekleştirilen bu işlemin çalışma koşullarında esaslı bir bozulmaya yol açtığını ileri sürerek konuyu yeniden yargıya taşıdı.

İşverenin "Yönetim Yetkisi" Savunması ve Yargı Aşamaları

Dava sürecinde işveren vekilleri, söz konusu yer değişikliğinin şirketin operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda alınmış bir "işletmesel karar" olduğunu savundu. İş sözleşmesinde ve mevzuatta yer alan yönetim hakkı çerçevesinde hareket edildiğini öne süren işveren tarafı, mahkemelerin bu tür idari ve operasyonel tasarrufların yerindelik denetimini yapamayacağını iddia etti. Dosyayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla ele alan İş Mahkemesi, işçinin rızası alınmaksızın yapılan bu tayinin ve ücret kesintisinin İş Kanunu kapsamında çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik teşkil ettiğini belirterek davacıyı haklı buldu. Ancak dosya istinaf incelemesine gittiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi mevzuatta doğrudan doğruya nakil işleminin iptaline yönelik bir dava türü bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verdi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: Hukuki Yarar Varsa Tespit İstenebilir

İstinaf mahkemesinin ret kararı üzerine işçinin temyiz yoluna başvurmasıyla son sözü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi söyledi. Yüksek Mahkeme, işçinin açık bir hukuki yararının bulunması durumunda, doğrudan iptal davası açılamasa dahi işlemin hukuka aykırılığının tespiti yönünde hüküm kurulabileceğini vurguladı. Yargıtay, işverenin yönetim hakkını kötüye kullanarak çalışanı cezalandırma ya da yıldırma amacıyla başka bir şehre gönderemeyeceğinin altını çizdi. Rıza alınmadan yapılan yüzlerce kilometrelik yer değişikliği ile birlikte maaşın düşürülmesini çalışma şartlarında esaslı değişiklik olarak nitelendiren yüksek yargı, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını bozarak işçinin önceki görevine iadesine kesin olarak hükmetti.

Çalışma Hayatına Etkileri: Mobbing ve Gizli Fesih Taktiklerine Engel

Hukukçular ve iş dünyası uzmanları, Yargıtay'ın verdiği bu kararın işverenlerin çalışanları istifaya zorlamak için başvurduğu örtülü mobbing yöntemlerine karşı güçlü bir güvence oluşturduğunu ifade ediyor. Özellikle çok şubeli kurumsal şirketlerde ve kamu iktisadi teşekküllerinde, personelin kıdem tazminatından mahrum bırakılması veya sindirilmesi amacıyla uygulanan uzak mesafe nakil baskıları, artık mahkemelerce doğrudan "hukuka aykırı yönetim hakkı kullanımı" olarak değerlendirilecek. Bu içtihat, çalışma koşullarında meydana getirilen aleyhe değişikliklerde işçinin yazılı onayının aranmasını mecbur kılan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesinin pratikteki koruyucu işlevini bir kez daha perçinlemiş oldu.

Kaynak: CNN Türk

Yorumlar (0)

Yorum Yaz