Şule Yüksel Şenler vefatının 7. yılında anıldı
Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında TÜRGEV’in İstanbul’da düzenlediği programla anıldı.
Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında TÜRGEV’in İstanbul’da düzenlediği programla anıldı.
Şule Yüksel Şenler vefatının 7. yılında anıldıGüncelleme: Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında TÜRGEV’in İstanbul’da düzenlediği programla anıldı.Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında TÜRGEV'in İstanbul'da düzenlediği programla anıldı. Şenler'i uzun yıllar yakından tanıyan ve biyografisini kaleme alan yazar Demet Tezcan, onun hayatından az bilinen hatıraları gençlerle paylaştı. Tezcan, Şenler'in yıllar önce sokaklarda yan yana on başörtülü genç kız görebilmek için dua ettiğini anlatırken, hayatının son döneminden hafızasında kalan sözünü de aktardı: "Şule tek başına bir ordu."Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler'in vefatının 7. yılı dolayısıyla 28 Ağustos'ta anma programı düzenledi. Program, İstanbul Ümraniye Dudullu'da Şenler'in adını taşıyan GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi'nde gerçekleştirildi.TÜRGEV ve Güzel İşler Fabrikası (GİF) öğrencilerinin katıldığı programda, TRT'nin uluslararası dijital platformu tabii'de yayımlanan ve Şenler'in hayatını konu alan "Şule Senin Hikayen" dizisinin bir bölümü gösterildi. Gösterimin ardından Şenler'in biyografisini kaleme alan yazar Demet Tezcan gençlerle bir araya geldi.Şenler'le henüz 19-20 yaşlarındayken tanışan, yıllar boyunca onun yakınında bulunan ve hayat hikayesini yaklaşık iki yıllık bir çalışmayla kitaplaştıran Tezcan, söyleşide Şenler'in kamuoyunca bilinen mücadelesinin yanı sıra karakterini ve düşünce dünyasını yansıtan hatıralar anlattı."O cesarete hepimizin ihtiyacı var"Şule Yüksel Şenler'i tek kelimeyle anlatması istendiğinde "cesaret" cevabını veren Tezcan, onun farklı kuşaklar üzerinde bıraktığı etkiye dikkati çekti."Şule ablanın mücadeleci ruhu hepimizin ruhunu ateşledi. Bizden önceki gençliğin, bizim ve bizden sonrakilerin de ruhunu ateşledi" diyen Tezcan, "O cesarete hepimizin ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.Şenler'in hayatını anlatmaya başladığı yıllardan itibaren onun konferanslarına katılmış çok sayıda kişiyle karşılaştığını belirten Tezcan, erkeklerin de kendisine "Şule Hanım'ı dinleyince biz özgüven tazelerdik. Şule Hanım'ın yazılarında cesaret bulurduk" sözleriyle o yılları anlattığını aktardı.Tezcan, Şenler'in kendi dönemindeki etkisini, "Susturulmuş, küstürülmüş, baskıyla sindirilmiş bir Müslüman toplumun sessiz soluğu oluyor Şule Yüksel Şenler. Onların hal tercümanı oluyor" sözleriyle anlattı."On başörtülü genç kızı yan yana görebilecek miyim?"Söyleşide Şule Yüksel Şenler'in genç kadınlara yönelik çalışmalarının başlangıç yıllarından dikkat çekici bir hatıra da paylaşıldı.Tezcan'ın aktardığına göre Şenler, dönemin moda dergilerinden kestiği kadın fotoğraflarının üzerine guaj boyayla başörtüsü çiziyor, hazırladığı modellerin kalıp ve tariflerini gazetede okurlarıyla paylaşıyordu.Bir gün on modelin fotoğrafına başörtüsü çizdikten sonra yaptığı çalışmalara uzaktan bakan Şenler'in duygulandığını anlatan Tezcan, onun o anda ettiği duayı şöyle aktardı: "Yarabbi, bir gün ben de sokaklarımızda on tane başörtülü genç kızı yan yana görebilecek miyim"Tezcan, Şenler'in geliştirdiği giyim anlayışının dönemin genç kadınları arasında geniş karşılık bulduğunu, bu tarzın zamanla bilinç ve kimlikle özdeşleştiğini anlattı.Şenler'in genç kadınlara hitap ederken "şık, zarif, modern" yaklaşımıyla yola çıktığını belirten Tezcan, onun içinden geldiği çevreyi ve dönemin gençlerinin dünyasını yakından tanımasının etkisini güçlendiren unsurlardan biri olduğunu söyledi.İnandığı yolda kararlılıkla yürüdüŞule Yüksel Şenler'in 1960'lı yıllardan itibaren yazıları ve Anadolu'nun farklı şehirlerinde verdiği konferanslarla geniş kitlelere ulaştığını anlatan Tezcan, onun yoğun bir çalışma temposuyla şehir şehir dolaştığını söyledi.Şenler'in hayatından gençlere kalan en güçlü mesajı "azim, kararlılık ve dik duruş" sözleriyle ifade eden Tezcan, onun attığı adımlarda takdir görme kaygısıyla hareket etmediğini anlattı.Şenler'i yakından tanımanın kendi çalışmalarını da etkilediğini belirten Tezcan, yorulduğu zamanlarda onun çalışma azmini hatırladığını ve kendisine "Daha çok şey yapabiliriz, daha fazlasını yapabiliriz" dediğini anlattı."Kızım, benim davam bilinsin"Demet Tezcan'ın Şule Yüksel Şenler'le yolu henüz 19-20 yaşlarındayken kesişti. İlk karşılaşmalarında Tezcan'ın bir yazısını okuyan Şenler'in kendisine "Demetçiğim, sen yazmalısın" demesi, genç yazarın hayatında iz bıraktı.Aradan yaklaşık 15 yıl geçtiğinde Tezcan artık köşe yazarıydı. Şenler ise uzun yıllar kamuoyunda geniş yankı uyandıran çalışmalarının ardından daha sakin bir hayat sürüyordu.Tezcan, o dönemde kendisini biyografiyi yazmaya yönelten düşünceyi, "Şule Yüksel unutulmamalı. Şule ablanın bu ülke için, bu dava için yaptıkları unutulmamalı" sözleriyle anlattı.Biyografi çalışması sırasında Şenler'in kendisine "Kızım, benim davam bilinsin" dediğini aktaran Tezcan, çalışmanın yaklaşık iki yıl sürdüğünü söyledi. İlk yıl Şenler'i dinlediğini ve dönemin tanıklarına ulaştığını, sonraki süreçte ise hazırladığı metni Şenler'in okuyup değerlendirdiğini anlatan Tezcan, "Yazmaya iten şey unutulup gidecek korkusuydu. Unutulmamalıydı" dedi."Leyla'dan Mevla'yı bulmanın hikayesi"Şule Yüksel Şenler'in kuşaklar boyunca geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan "Huzur Sokağı" romanı da söyleşinin başlıklarından biri oldu.Gençlik yıllarında romanı okuduğunda eserden çok etkilendiğini anlatan Tezcan, Şenler'le ilk karşılaşmalarından birinde romanın sonuna itiraz ettiğini söyledi.Şenler'in kendisine verdiği cevabı yıllar sonra da unutmadığını belirten Tezcan, şu sözleri aktardı: "Bu bir aşk romanı değil. Eğer aşk romanı olsaydı farklı bir sonu olabilirdi. Fakat bu, Leyla'dan Mevla'yı bulmanın hikayesi."Yıllar sonra biyografi çalışması sırasında bu kez romanın neden "Huzur Sokağı" adını taşıdığını sorduğunu belirten Tezcan, Şenler'in cevabını, "Eğer İslam bir sokakta yaşanırsa bir mahallede yaşanır. Bir mahallede yaşanırsa bir şehirde ve tüm ülkede yaşanabilir" sözleriyle aktardı.Şenler'in en bilinen eserlerinden "Huzur Sokağı", "Birleşen Yollar" adıyla sinemaya da uyarlandı.67 yaşında bilgisayar kullanmayı öğrendiDemet Tezcan'ın anlattığı bir başka hatıra, Şule Yüksel Şenler'in yeniliklere ve çağın iletişim araçlarına ilgisini ortaya koydu.Tezcan, Şenler'in biyografisini hazırladığı yıllarda 67 yaşında olduğunu ve bu dönemde bilgisayarda yazmayı ve MSN üzerinden iletişim kurmayı öğrendiğini söyledi."Yeniliklere açıktı" diyen Tezcan, "Sağlığı el verseydi muhtemelen çok güzel kullanırdı. Oradan tebliğini, davetini mutlaka yapardı. Sinemayı da takip ederdi, sanatı da takip ederdi" ifadelerini kullandı.Tezcan'ın anlattığı bu hatıra, Şenler'in adını taşıyan yerleşkenin bugünkü çalışmalarına da farklı bir pencere açtı. GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi'nde gençler bugün dijital sanat ve yeni medya dahil çağın farklı üretim alanlarında çalışmalar yürütüyor.Son sözünü kendisi söylediSöyleşinin en özel anlarından biri, Demet Tezcan'ın Şule Yüksel Şenler'in hayatının son dönemine ilişkin paylaştığı hatıra oldu.Şenler'in vefatından önce yaklaşık sekiz ay hastanede kaldığını anlatan Tezcan, bilincinin zaman zaman açık, zaman zaman kapalı olduğu bu dönemde onu ziyaret ettiğini söyledi.Bu ziyaretlerden birinde Şenler'in kendisini ve yanındakileri tanıyıp tanımadığını anlamak için isimlerini soran Tezcan, aldığı doğru cevapların ardından bu kez "Şule Yüksel Şenler..." diyerek sözü ona bıraktı.Şenler'in cevabı kısa oldu: "Şule tek başına bir ordu."Adını taşıyan yerde yeni kuşaklarla buluşuyor29 Mayıs 1938'de Kayseri'de dünyaya gelen Şule Yüksel Şenler, yazıları, konferansları ve eserleriyle Türkiye'nin yakın dönem fikir ve kültür hayatında iz bıraktı. Şenler, 28 Ağustos 2019'da İstanbul'da 81 yaşında hayatını kaybetti.Bugün İstanbul Ümraniye Dudullu'da onun adını taşıyan GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi, gençlerin eğitim ve üretim çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.Şenler'in 67 yaşında bilgisayar kullanmayı öğrenmesinden yıllar sonra bugün onun adını taşıyan yerleşkede gençler, dijital sanat, yapay zeka ve yeni medya araçlarıyla üretim yapıyor. Kendi döneminde gazeteden sinemaya farklı iletişim imkanlarını takip eden Şenler'in hatırası, adını taşıyan bu muhitte yeni kuşaklarla buluşuyor. Şule Yüksel Şenler Kültür Sanat İstanbul Yaşam
Yorumlar (0)
Yorum Yaz