28 Eylül 2026, Pazartesi
Piyasalar Yükleniyor...
SON DAKİKA
Trump satın alamadı ama anlaşma yapıldı: Grönland’da şimdi neler olacak? ABD ne kazandı, Rusya ile Çin neyin peşinde? • Arnavutköy'de motosiklet ile hafif ticari araç çarpıştı; kaza anı kamerada, 2 yaralı • Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'den askeri reform talimatı • Düğün konvoyunda kaza: 2 ölü, 5 yaralı • Trump, Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak niteleyen görsel paylaştı • Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 28 Eylül 2026 • Tayland'da sel felaketi! 8 ölü • Sırbistan erken seçime gidiyor. Cumhurbaşkanı Vucic istifa etti • MKE Gazi Fişek Fabrikası'nda iş kazası; 1 ölü, 3 yaralı • Gaziantep'te 7 kişinin hayatını kaybettiği kaza anı • Trump satın alamadı ama anlaşma yapıldı: Grönland’da şimdi neler olacak? ABD ne kazandı, Rusya ile Çin neyin peşinde? • Arnavutköy'de motosiklet ile hafif ticari araç çarpıştı; kaza anı kamerada, 2 yaralı • Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'den askeri reform talimatı • Düğün konvoyunda kaza: 2 ölü, 5 yaralı • Trump, Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak niteleyen görsel paylaştı • Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 28 Eylül 2026 • Tayland'da sel felaketi! 8 ölü • Sırbistan erken seçime gidiyor. Cumhurbaşkanı Vucic istifa etti • MKE Gazi Fişek Fabrikası'nda iş kazası; 1 ölü, 3 yaralı • Gaziantep'te 7 kişinin hayatını kaybettiği kaza anı •

Piyasalar Yükleniyor...
Dünya SON DAKİKA 28 Eylül 2026, 07:09 9 dk okuma süresi

Trump satın alamadı ama anlaşma yapıldı: Grönland’da şimdi neler olacak? ABD ne kazandı, Rusya ile Çin neyin peşinde?

Grönland’da dengeler değişiyor… Kısa süre öncesine kadar “ABD’nin olacak mı?” tartışmasıyla gündeme gelen ada, bugün ABD, Rusya ve Çin’in hesaplarının kesiştiği kritik bir noktaya dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz günlerde...

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici
Trump satın alamadı ama anlaşma yapıldı: Grönland’da şimdi neler olacak? ABD ne kazandı, Rusya ile Ç
Trump satın alamadı ama anlaşma yapıldı: Grönland’da şimdi neler olacak? ABD ne kazandı, Rusya ile Ç

Grönland’da dengeler değişiyor… Kısa süre öncesine kadar “ABD’nin olacak mı?” tartışmasıyla gündeme gelen ada, bugün ABD, Rusya ve Çin’in hesaplarının kesiştiği kritik bir noktaya dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz günlerde...

Gelişmelerden anında haberdar olun.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin

ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik ilgisi, ilk kez gündeme geldiğinde Washington ile Kopenhag arasında diplomatik gerilime neden olmuş, Trump’ın stratejik öneme sahip adayı ABD’ye katma hatta satın alma yönündeki açıklamaları dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’ın ABD açısından neden bu kadar önemli olduğu sorusu da o dönemden bu yana uluslararası siyasetin gündemindeki yerini korudu. Aradan geçen süreçte Washington’ın yaklaşımı yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı; Grönland’ın Arktik’teki konumu, askerî önemi, yeni deniz yolları ve sahip olduğu kritik maden kaynakları, adayı giderek daha önemli bir jeopolitik aktör haline getirdi. YENİ ANLAŞMA PEK ÇOK ŞEYİN ÖNÜNÜ MÜ AÇTI? Trump’ın Grönland’ı satın alma fikri hayata geçmese de ABD’nin bölgeye yönelik stratejik ilgisi devam etti. Son olarak ABD, Danimarka ve Grönland yönetimleri arasında imzalanan yeni güvenlik anlaşmasıyla Washington’ın adadaki askerî erişiminin genişletilmesinin önü açıldı.

Trump, törende yaptığı konuşmada, söz konusu anlaşmanın hem ABD hem Danimarka hem de Grönland halkı için çok önemli olduğunu belirtti. Danimarka Başbakanı Frederiksen ile Grönland Başbakanı Nielsen’e anlaşma için teşekkür eden Trump, “Harika ve sağlam bir ilişki kuracağız ve bunu sabırsızlıkla bekliyoruz. Birbirimizle çok sıkı bir işbirliği içinde çalışacağız; burada bulunmak benim için gerçekten büyük bir onur” ifadelerini kullandı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD ile Danimarka arasındaki ilişkilere atıf yaparak,

“Danimarka Krallığı’nın, ABD’nin her zaman sözünü tutan bir dostu ve güvenilir bir müttefiki olduğunu söylemekten büyük gurur duyuyorum. Bugün, uzun soluklu işbirliğimizde bir dönüm noktasıdır. 75 yıl önce Grönland’ın savunmasına ilişkin bir anlaşma imzalamıştık. Bugün ise daha büyük ve iyi bir anlaşma imzalıyoruz; sonsuza dek sürebilecek bir anlaşma”

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de ABD ile imzalanan anlaşma yoluyla Ada'nın güvenlik kontrollerinin kapsamlı şekilde güncellendiğini ve ABD ile güvenlik işbirliğini kalıcı olarak pekiştirdiklerini söyledi.

Anlaşma, bir dönem “Grönland ABD’nin olacak mı?” tartışması üzerinden gündeme gelen adanın bugün neden ABD, NATO, Rusya ve Çin açısından kritik bir konuma geldiğini de yeniden ortaya koydu. Peki, ABD’nin Grönland’a yönelik artan ilgisinin arkasında yalnızca adanın coğrafi konumu ve güvenlik açısından taşıdığı önem mi bulunuyor? Arktik’in yeni ticaret yolları ve kritik maden kaynakları açısından giderek daha fazla önem kazanması, Rusya ve Çin’in bölgedeki faaliyetleri ve NATO’nun Arktik’teki güvenlik rolünün güçlenmesi Grönland’ı nasıl bir jeopolitik rekabetin merkezine taşıyor?

Anlaşmanın Grönland, Danimarka ve bölgedeki güç dengeleri açısından olası sonuçlarını değerlendiren St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine doktora yapan Buğra Bekir Işılak, gelişmenin bölgesel ve küresel boyutlarını anlattı.

AB İLE NATO MEMNUNİYETLE KARŞILADIAvrupa Birliği (AB) ile NATO, ABD, Danimarka ve Grönland arasında imzalanan güvenlik anlaşmasını memnuniyetle karşıladı.AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD, Danimarka ve Grönland arasında New York kentinde imzalanan anlaşma hakkında sosyal medya platformundaki hesaplarından açıklama yaptı.Anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirten von der Leyen, "Bu ayın başlarında Grönland'a gerçekleştirdiğim ziyaret, bölgenin stratejik önemini ve karşı karşıya olduğumuz zorlukların boyutunu gözler önüne serdi. Bunlar, hep birlikte göğüsleyeceğimiz zorluklardır" ifadelerini kullandı.

‘TRUMP GRÖNLAND’I SATIN ALAMADI AMA…’ Anlaşmanın yalnızca siyasi gerilimi sona erdiren bir adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Buğra Bekir Işılak’a göre Washington, Grönland’ın egemenliğini elde edemese de adadaki askerî erişimini genişleterek bölgeyi kendi Arktik güvenlik mimarisine daha sıkı biçimde bağlıyor.

Yeni düzenlemenin 1951 tarihli ABD-Danimarka savunma anlaşmasının üzerine inşa edildiğini belirten Işılak, ABD’nin mevcut Pituffik Uzay Üssü’ne ek olarak Narsarsuaq ve Mestersvig’de iki yeni askerî alan oluşturabilmesinin önünün açıldığına dikkat çekti. Ona göre anlaşmanın asıl sonuçlarından biri, ABD’nin Grönland’daki askerî varlığının genişlemesiyle birlikte Arktik güvenliğinin NATO çerçevesinde daha güçlü biçimde ele alınması: "Trump Grönland’ı satın alamadı; fakat Washington adayı kendi Arktik güvenlik mimarisine çok daha sıkı biçimde bağladı. Yeni düzenleme, 1951 tarihli ABD-Danimarka savunma anlaşmasının üzerine inşa edilirken ABD’nin mevcut Pituffik Uzay Üssü’ne ek olarak Narsarsuaq ve Mestersvig’de iki yeni askerî alan oluşturabilmesinin önünü açıyor. Dolayısıyla burada yalnızca siyasi gerilimin sona ermesinden değil, ABD’nin Grönland’daki askerî erişimini genişletmesinden ve Arktik güvenliğinin NATO çerçevesinde ele alınmasını güçlendirmesinden söz ediyoruz." WASHINGTON’IN İLGİSİNİN MERKEZİNDE COĞRAFYA VAR ABD’nin Grönland’a yönelik ilgisinin temelinde öncelikle coğrafyanın bulunduğunu belirten Buğra Bekir Işılak, Washington’ın adadaki askerî varlığının İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzandığını ve 1951 tarihli anlaşmanın ABD’ye Grönland’ın savunmasında önemli bir rol verdiğini hatırlattı. Bugünkü Pituffik Uzay Üssü’nün füze erken uyarısı ve uzay gözetleme faaliyetleri açısından Amerikan savunma sisteminin önemli parçalarından biri olduğunu aktaran Işılak, Rusya ile Kuzey Amerika arasındaki en kısa hava güzergâhlarından bazılarının Kuzey Kutbu üzerinden geçmesinin de adanın önemini artırdığını belirtti. Ancak Arktik’teki rekabetin artık yalnızca askerî üsler üzerinden şekillenmediğine de dikkat çekti. Buz örtüsünün gerilemesiyle birlikte özellikle Rusya kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Rotası’nın ekonomik potansiyelinin arttığını belirten Işılak, Ekim 2025’te Çin’in Ningbo-Zhoushan Limanı’ndan hareket eden İstanbul Bridge konteyner gemisinin bu güzergâhı kullanarak yaklaşık 20 günde İngiltere’nin Felixstowe Limanı’na ulaşmasını dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösterdi. Geleneksel Süveyş güzergâhının yaklaşık 40-50 gün sürebildiğini de hatırlatan Işılak, Arktik’teki rekabetin artık yeni bir boyut kazandığını söyledi: “Arktik’teki rekabet artık yalnızca buzların üzerinde askerî varlık göstermek değil, buzların çekildiği yerde oluşan yeni ticaret yollarında konum almak anlamına geliyor.”

‘GRÖNLAND’IN JEOPOLİTİK AĞIRLIĞI, EKONOMİK AĞIRLIĞINDAN KATBEKAT BÜYÜK’ Grönland’ın stratejik öneminin ise nüfusu ve ekonomik büyüklüğüyle kıyaslandığında oldukça dikkat çekici olduğunu belirten Buğra Bekir Işılak, adada yaklaşık 60 bine yakın kişinin yaşadığını, 2 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümünün yaklaşık yüzde 80’inin buzlarla kaplı olduğunu aktardı. Ekonominin büyük ölçüde balıkçılığa dayandığını, balıkçılık ürünlerinin ihracatın yüzde 90’ından fazlasını oluşturduğunu ve Danimarka’nın yıllık mali desteğinin ada ekonomisinin yaklaşık beşte birine denk geldiğini ifade etti. Bu ekonomik tabloya rağmen Grönland’ın Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki konumu, Arktik Okyanusu’na erişimi ve sahip olduğu yer altı kaynakları nedeniyle çok daha büyük bir jeopolitik ağırlık taşıdığını belirten Işılak, bunu tek cümleyle şöyle özetledi: “57 bin nüfuslu Grönland’ın jeopolitik ağırlığı, ekonomik ağırlığından katbekat büyük.”

ÇİN İÇİN MESELE TOPRAK DEĞİL, ERİŞİM Arktik’te yaşanan bu dönüşümün Çin açısından da önemli sonuçları bulunuyor. Pekin, 2013’te Arktik Konseyi’nde gözlemci statüsü kazanırken, 2018’de yayımladığı Arktik politika belgesinde kendisini “Arktik’e yakın devlet” olarak tanımladı ve “Kutup İpek Yolu” yaklaşımını geliştirdi. Çin’in ilgisinin deniz taşımacılığıyla sınırlı olmadığını belirten Buğra Bekir Işılak, Grönland’ın nadir toprak elementlerinin yanı sıra uranyum, demir, çinko, altın ve platin gibi kaynaklar bakımından da önemli bir potansiyel taşıdığını aktardı. Zaten elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, elektronik sistemlerden savunma sanayisine kadar pek çok alanda kullanılan nadir toprak elementlerinin tedarik ve özellikle işleme zincirlerinde Çin’in güçlü konumda olduğu biliniyor.

Grönland’ın sahip olduğu kaynakların ABD-Çin teknoloji rekabeti açısından da önem taşıdığını belirten Işılak, adanın gelecekte yalnızca askerî ve ticari yolların değil, kritik hammaddelere erişimin de tartışıldığı bir alan olabileceğini ifade etti:

“Grönland’ın buzlarının altında yalnızca madenler değil, 21. yüzyıl teknoloji rekabetinin stratejik hammaddeleri yatıyor. Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, elektronik sistemlerden savunma sanayisine kadar uzanan sektörlerde kullanılan nadir toprak elementlerinin tedarik ve özellikle işleme zincirlerinde Çin’in güçlü konumu düşünüldüğünde, Grönland aynı zamanda ABD-Çin teknoloji rekabetinin bir parçasına dönüşüyor.”

Çin’in Grönland’a yönelik ilgisinin geçmişte bazı somut girişimlere de yansıdığını belirten Işılak, 2018’de Çinli bir şirketin Grönland’daki havaalanlarının genişletilmesine yönelik ihaleye katıldığını ancak Danimarka’nın finansmana dahil olmasının ardından şirketin süreçten çekildiğini söyledi. Çinli Shenghe Resources’ın da 2016’da Kvanefjeld nadir toprak projesini geliştiren şirkette yüzde 12,5 pay aldığını belirten Işılak, Grönland’ın 2021’de uranyum madenciliğini yasaklamasının, uranyum da içeren Kvanefjeld projesinin ilerlemesini engellediğini ifade etti.

Bir diğer önemli sahanın Tanbreez olduğunu belirten Işılak, projenin bugün ABD merkezli Critical Metals Corp. tarafından geliştirildiğini ve proje için 2025’te açıklanan ilk tahminde yaklaşık 45 milyon tonluk mineral kaynak hesaplandığını kaydetti. Tüm bu gelişmelerin Çin açısından Grönland’ın değerini artırdığını belirten Işılak, yeni güvenlik düzenlemesinin Pekin’in bölgedeki ekonomik faaliyetleri açısından da yeni bir hassasiyet yaratabileceğine dikkat çekti:

“Dolayısıyla Çin açısından Grönland’daki temel mesele toprak değil, erişimdir; yeni güvenlik düzeni de Pekin’in stratejik altyapı ve kritik maden projelerine erişimini daha hassas bir siyasi ve güvenlik meselesine dönüştürebilir."

RUSYA AÇISINDAN KRİTİK SORU: NATO’NUN ARKTİK HATTI

Rusya açısından Grönland meselesinin daha geniş bir Arktik stratejinin parçası olduğunu belirten Buğra Bekir Işılak, Moskova’nın Arktik Okyanusu boyunca uzanan geniş kıyı şeridi, dünyanın en büyük buz kırıcı filosu, kuzeydeki askerî tesisleri ve Kuzey Deniz Yolu üzerindeki altyapısıyla bölgenin başlıca aktörlerinden biri olduğunu söyledi.

Rusya’nın ekonomik stratejisinin merkezinde Kuzey Deniz Yolu’nun bulunduğunu belirten Işılak, Moskova’nın bu güzergâhı limanlar, demir yolları, nehirler ve sanayi merkezleriyle bağlantılı daha geniş bir Trans-Arktik Ulaştırma Koridoru’nun omurgasına dönüştürmeyi hedeflediğini aktardı. Kuzey Deniz Yolu’nun henüz Süveyş Kanalı’yla karşılaştırılabilecek ölçekte küresel bir ticaret koridoru olmadığını ancak Rusya’nın enerji ihracatı bakımından somut bir işleve sahip olduğunu vurguladı.

Moskova’nın Grönland üzerinde bir egemenlik iddiası bulunmadığını da hatırlatan Işılak, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un Grönland’ı Danimarka Krallığı’nın toprağı olarak gördüklerini açıkladığını, Rusya’nın Kopenhag Büyükelçisi Vladimir Barbin’in ise Moskova’nın adayı güç kullanarak veya başka yollarla ele geçirme niyetinin bulunmadığını belirttiğinin altını çizdi. Barbin’in meselenin ABD, Danimarka ve Grönland arasında müzakere yoluyla ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiğini vurguladığını kaydeden Işılak, Rusya açısından asıl meselenin farklı bir noktada olduğunu belirtti: “Rusya açısından asıl soru Grönland’ın kime ait olduğu değil, adadaki Amerikan askerî varlığının genişlemesinin Arktik ve Kuzey Atlantik’teki güvenlik dengelerini nasıl etkileyeceği. Moskova’nın Grönland üzerinde bir egemenlik iddiası bulunmuyor. Asıl mesele, Kuzey Amerika’dan Grönland ve Kuzey Atlantik üzerinden Avrupa’ya uzanan güvenlik hattının nasıl şekilleneceği ve ABD’nin bölgedeki askerî kapasitesinin artmasının Rusya’nın Arktik stratejisi açısından ne anlama geleceği.”

ARKTİK’TE NATO DENGESİ DEĞİŞİYORBu tablonun NATO’nun bölgedeki faaliyetlerinin arttığı bir dönemde daha fazla önem kazandığını da belirten Buğra Bekir Işılak, eylül ayında Grönland’da düzenlenen Arctic Shield 2026 tatbikatına yaklaşık 400 asker, denizci ve hava personelinin katıldığını ve faaliyetlerin NATO’nun Arktik ve Kuzey Atlantik’teki varlığını güçlendirmeye yönelik daha geniş çerçevenin parçası olarak gerçekleştirildiğini söyledi.ABD’nin Pituffik’teki mevcut varlığına Narsarsuaq ve Mestersvig’deki imkânların eklenmesinin de bu tablo içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Işılak, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce Rusya ve Çin’in Arktik faaliyetlerinin Grönland üzerindeki tartışmalara gerekçe gösterilmesine itiraz ettiğini ve Arktik’teki savunma kapasitesini geliştirmeyi sürdüreceğini açıkladığını hatırlattı.Anlaşmanın Moskova açısından en önemli boyutunun ise yalnızca ABD’nin Grönland’daki askerî varlığının genişlemesi olmadığını belirten Işılak, şu yorumda bulundu:"Dolayısıyla Moskova açısından yeni anlaşmanın kritik tarafı Amerikan bayrağının Grönland’da bulunması değil; Kuzey Amerika’dan Grönland ve Kuzey Atlantik üzerinden Avrupa’ya uzanan NATO güvenlik hattının daha bütünleşmiş bir yapıya dönüşmesidir."

Yorumlar (0)

Yorum Yaz