57 yıllık mücellit: Kur’an-ı Kerim ciltlemek bana huzur veriyor
Konya’da çocuk yaşta babasından öğrendiği mücellitlik mesleğini 57 yıldır sürdüren Mahmut Sami Özcan, küçük atölyesinde Kur’an-ı Kerim’leri büyük bir titizlikle ciltliyor. Mesleğin kendisine babasından miras kaldığını belirten Özcan, mücellitliğin temelinde sabır olduğunu söylüyor.
Konya’da bir iş hanındaki küçük atölyesinde çalışmalarını sürdüren 71 yaşındaki Mahmut Sami Özcan, baba mesleği olan mücellitliği 1969 yılından bu yana devam ettiriyor. Çocuk yaşta babasının yanında ciltçilikle tanışan Özcan, aradan geçen 57 yılda mesleğin tüm inceliklerini öğrendi.
Özcan’ın meslek hayatı, bugün yalnızca Kur’an-ı Kerim ciltlediği atölyesinden çok daha farklı işlerle başladı. Çocukluk yıllarında babasının yanında eski ve yıpranmış kitapların tamirine yardım eden Özcan, zaman içerisinde sökme, dikme ve ciltleme gibi işlemleri öğrendi.
Babasının Kur’an-ı Kerim ciltlediğini anlatan Özcan, çocuk yaşlarda dükkâna giderek yapılan işleri izlediğini ve zamanla uygulamaya başladığını belirtiyor. Bir dönem matbaada da çalışan Özcan, burada matbaacılığın yanı sıra çeşitli resmi kurumların ciltleme işlerinde görev aldı.
Özellikle tapu ve nüfus dairelerinden gelen büyük ciltlerin tamirinde çalıştığını belirten Özcan, yıllar önce kullanılan malzemelerin ve çalışma şartlarının bugüne kıyasla çok daha zor olduğunu ifade ediyor.
Mesleği babasının yanında öğrendi
Mahmut Sami Özcan, mücellitliğe çocuk yaşta baba mesleği olarak başladığını belirterek, babasının kendisini küçük yaşlardan itibaren atölyeye götürdüğünü anlatıyor.
Babasının Kur’an-ı Kerim ciltlediğini söyleyen Özcan, onun çalışmalarını izleyerek mesleğin temelini öğrendi. Sökme ve dikme işlemlerini de o yıllarda öğrenen Özcan, zamanla ciltçilik konusunda kendisini geliştirdi.
Bir süre sonra babasının yönlendirmesiyle bir matbaada çalışmaya başlayan Özcan, burada farklı bir meslek alanında da tecrübe kazandı. Ancak ciltçilikten hiçbir zaman kopmadı.
Tapu ve nüfus dairelerinin ciltleme işlerinde de babasıyla birlikte çalıştığını anlatan Özcan, özellikle büyük ve yıpranmış ciltlerin onarılmasının ciddi sabır gerektirdiğini belirtiyor.
Yıllar önce karşılaştığı bazı kitapların durumunu bugün değerlendirdiğinde, o eserlerin yeniden kullanılabilir hale getirilmesinin ne kadar zor olduğunu ifade eden Özcan, eski eserlerin onarımındaki güçlüğü dikkat çekici bir şekilde anlatıyor.
“Çocuk yaşta tamir yapmak bize sabrı öğretti”
Özcan’a göre mücellitlik mesleğinin en önemli unsuru sabır.
Babasının da yaptığı işi büyük bir sabırla sürdürdüğünü belirten Özcan, çocukluk yıllarında onun yanında çalışırken bu anlayışın kendilerine geçtiğini söylüyor.
Özellikle eski kitapların tamir edilmesinin yeni bir kitabı ciltlemekten çok daha zor olduğunu ifade eden Özcan, yıpranmış sayfaların tek tek düzeltilmesi, yapıştırılması ve yeniden bir bütün haline getirilmesinin ciddi emek istediğini belirtiyor.
Geçmişte malzeme ve kâğıt bulmanın da kolay olmadığını anlatan Özcan, tüm bu zorlukların kendilerini mesleğe alıştırdığını dile getiriyor.
Babasının vefatından sonra ciltçilik mesleğini sürdürmeye devam eden Özcan, ağabeyinin de kendisine destek olduğunu ve yapılabilecek işleri daha ayrıntılı şekilde öğrettiğini ifade ediyor.
Kitap ciltlemeyi bıraktı, yalnızca Kur’an-ı Kerim’e yöneldi
Babasından sonra mesleğini sürdüren Özcan, uzun yıllar boyunca hem kitap hem de Kur’an-ı Kerim ciltledi.
Ancak zaman içerisinde bir karar vererek yalnızca Kur’an-ı Kerim ciltlemeye başladı. Bugün küçük atölyesinde yaptığı işlerin merkezinde yıpranmış Kur’an-ı Kerim’lerin tamiri ve ciltlenmesi bulunuyor.
Eskiyen veya cildi zarar gören Kur’an-ı Kerim’leri onaran Özcan, eksiklerini tamamlıyor ve yeniden kullanılabilecek hale getiriyor.
Yaptığı işin kendisine huzur verdiğini belirten Özcan, Kur’an-ı Kerim’lere dokunmanın ve onları yeniden kullanılabilir hale getirmenin kendisi açısından manevi bir anlam taşıdığını ifade ediyor.
“Yıpranmış Kur’an-ı Kerim’i hor görmemek lazım”
Özcan, bazı insanların yıpranmış Kur’an-ı Kerim’ler yerine yenisini almayı tercih etmesinin kendisini üzdüğünü söylüyor.
Yıpranmış bir Kur’an-ı Kerim’in değerinin azalmadığını vurgulayan Özcan, eskiyen bir eserin atılması yerine onarılması gerektiğini düşünüyor.
Bu yaklaşımını bir hastanın tedavi edilmesine benzeten Özcan, yaşına veya yıpranmışlığına bakılmaksızın Kur’an-ı Kerim’in yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Onun için önemli olan eserin ne kadar eski olduğu değil, yeniden kullanılabilir hale getirilebilmesi.
Yurt dışından da Kur’an-ı Kerim getiriyorlar
Özcan’ın yaptığı ciltleme çalışmaları yalnızca Konya ve çevresinden gelen eserlerle sınırlı değil.
İngiltere, Almanya ve Hollanda’dan da Kur’an-ı Kerim ciltletmek için kendisine eser getirildiğini belirten Özcan, yıllardır sürdürdüğü mesleğinin farklı ülkelerde yaşayan insanlara da ulaştığını anlatıyor.
Özcan’ın atölyesinde gerçekleştirilen işlemler, özellikle eski ve yıpranmış Kur’an-ı Kerim’lerin yeniden kullanılabilmesi açısından önem taşıyor.
Yılların deneyimini kullanan mücellit, her eserin durumuna göre farklı bir onarım süreci uyguluyor.
“Kur’an-ı Kerim olunca sabretmek Allah’ın bir hikmeti oluyor”
57 yıllık meslek hayatının kendisine en büyük öğretilerinden birinin sabır olduğunu söyleyen Özcan, Kur’an-ı Kerim ciltlerken bu sabrın daha farklı bir anlam kazandığını ifade ediyor.
Yaptığı işin önemine göre sabretmek gerektiğini belirten Özcan, Kur’an-ı Kerim söz konusu olduğunda gösterdiği sabrı Allah’ın bir hikmeti olarak gördüğünü dile getiriyor.
Çok yıpranmış eserleri de aynı titizlikle ciltlediğini belirten Özcan, yaptığı iş karşılığında alacağı ücreti ön planda tutmadığını söylüyor.
Hatta çok yıpranmış Kur’an-ı Kerim’leri de aynı fiyatla ciltlediğini belirten Özcan, bu durumdan dolayı yorulmadığını ve rahatsızlık duymadığını ifade ediyor.
“Kur’an-ı Kerim’e eline alıp bakmak huzur veriyor”
Mahmut Sami Özcan için 57 yıllık mücellitlik hikâyesi yalnızca bir meslek geçmişinden ibaret değil.
Çocuk yaşta babasının yanında öğrendiği ciltçilik, bugün onun hayatının önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Özcan, özellikle Kur’an-ı Kerim ciltlemenin kendisine huzur verdiğini belirtiyor.
Yıpranmış eserleri yeniden kullanılabilir hale getirmenin mutluluğunu yaşayan 71 yaşındaki mücellit, mesleğini aynı sabır ve titizlikle sürdürüyor.
1969 yılında babasının yanında başlayan meslek yolculuğunu bugün küçük atölyesinde devam ettiren Özcan, geleneksel mücellitliğin son temsilcilerinden biri olarak el emeğini yaşatıyor.
Onun için ciltçilikte geçen 57 yılın özeti ise tek bir kelimede birleşiyor: Sabır. Ancak Özcan’ın anlatımında bu sabır, yalnızca mesleğin gerektirdiği bir çalışma disiplini değil; Kur’an-ı Kerim’e duyduğu saygı ve yaptığı işten aldığı manevi huzurla da bütünleşiyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz