ABD Kamuoyunda İsrail Yanlısı Lobilere Yönelik Tepki Büyüyor
Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan son kamuoyu araştırmaları ve toplumsal eğilimler, Amerikan halkının ülke siyasetinde etkili olan İsrail yanlısı lobilerin faaliyetlerine yönelik hoşnutsuzluğunun giderek arttığını ortaya koyuyor. Özellikle karar alma mekanizmaları ve dış politika tercihleri üzerindeki lobi baskısının, kamuoyundaki rahatsızlığı ivmelendirdiği gözlemleniyor.
ABD Siyasetinde İsrail Yanlısı Lobilerin Etkisi Tartışılıyor: AIPAC Desteği Adaylar İçin Risk Haline Geliyor
ABD'nin Michigan eyaletinde Demokrat Parti Senato ön seçimleri öncesinde düzenlenen televizyon programında, İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC’ın seçim harcamaları tartışmaların odak noktası oldu. İlerici kanat adayı Abdul El-Sayed, rakibi Haley Stevens’ı Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nden (AIPAC) finansal destek almakla suçlayarak, kuruluşun rakibinin seçilmesi için rekor düzeyde harcama yaptığını savundu. Stevens ise sorumluluğunun yalnız Michigan halkına olduğunu ifade ederek iddiaları reddetti.
On yıllar boyunca ABD'li siyasetçiler için kritik bir avantaj olarak görülen AIPAC desteği, son dönemde bazı adaylar için siyasi bir yüke dönüşmeye başladı. İsrail'in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki askeri operasyonlarına yönelik uluslararası tepkilerin artmasıyla birlikte kuruluş, hem sol hem de sağ siyasi çevrelerde yoğun eleştirilerin hedefi konumuna geldi. AIPAC, özel çıkar gruplarının siyasetteki aşırı etkisinin sembolü ve İsrail'deki hükümetlerin savunucusu olarak nitelendiriliyor.
Muhafazakâr çevrelerde kuruluşa yönelik eleştiriler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri müdahalesinin ardından ivme kazandı. "Önce Amerika" politikasını benimseyen muhafazakâr seçmenler bu adımı seçim vaatleriyle çelişkili bulurken, eski Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent de ABD'nin bu çatışmalara İsrail lobisinin baskısıyla girdiğini ileri sürdü.
AIPAC karşıtı söylemler bazı seçim bölgelerinde adaylar için avantaja dönüşüyor. New York’taki Demokrat Parti ön seçiminde eski Sayıştay Başkanı Brad Lander, rakibi Dan Goldman'ın AIPAC ile olan finansal ilişkilerini kampanyasının merkezine taşıyarak başarı elde etti. Lander, seçim zaferinin ardından seçmenlerin büyük sermaye gruplarının ve lobilerin desteklediği adaylardan rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.
Bu seçim döneminde 47 milyon doların üzerinde bağış toplayan AIPAC, ABD'nin en güçlü finansal kaynağa sahip kuruluşları arasında yer alıyor. Bağlantılı siyasi eylem komitesi United Democracy Project (UDP) kanalıyla milyarder yatırımcılar tarafından desteklenen yapının, 30 Haziran itibarıyla kampanyalarda kullanabileceği kaynağın 80,3 milyon dolara ulaştığı belirtiliyor.
Kurulduğu 1950'li yıllarda ağırlıklı olarak liberal kesimlerden destek gören AIPAC'ın siyasi konumu, zaman içerisinde değişim geçirdi. İsrail hükümetlerinin sağ çizgiye kayması ve Filistin politikalarında daha sert tutumlar benimsenmesi, kuruluşun Amerikan iç siyasetindeki algısını da farklılaştırdı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun süre görevde kalması, AIPAC ile Demokrat Parti arasındaki mesafeyi açtı. Netanyahu'nun 2015 yılında Barack Obama dönemindeki nükleer anlaşmaya karşı yürüttüğü süreç ve 2022'de kurulan UDP ile seçim harcamalarının artması, parti tabanındaki huzursuzluğu belirginleştirdi.
7 Ekim 2023 sonrası başlayan Gazze savaşı, Lübnan operasyonları ve bölgesel çatışmalar AIPAC’a yönelik eleştirilerin dozunu artırdı. Barış yanlısı çizgideki J Street kuruluşunun temsilcileri, AIPAC’ın koşulsuz destek yaklaşımının Amerikan Yahudi toplumu ve Demokrat seçmenlerin genel tutumuyla bağdaşmadığını savunuyor.
AIPAC’a yönelik eleştiriler Yahudi toplumunun kendi içinde de farklı tartışmalara yol açıyor. Bazı kesimler, lobi karşıtı söylemlerin antisemitik komplo teorileriyle kesişebilme riskine dikkat çekerken, Pensilvanya Valisi Josh Shapiro gibi isimler bu eleştirilerin bazen farklı siyasi görüşleri bastırmak amacıyla kullanıldığını ifade ediyor.
AIPAC yönetimi ise Netanyahu hükümetinin sözcülüğünü yaptığı yönündeki iddiaları reddediyor. Sözcü Deryn Sousa, ABD-İsrail ilişkilerini güçlendirmeyi hedefleyen bağımsız bir Amerikan kuruluşu olduklarını ve farklı kesimlerden yaklaşık 7 milyon üyeye sahip bulunduklarını belirtiyor.
Siyasetteki finansal güç tartışmaları genişlerken, AIPAC destekli bazı adayların seçimleri kaybettiği, lobi karşıtı söylem geliştiren adayların ise ivme kazandığı gözlemleniyor. Buna karşın kuruluş, dönem boyunca desteklediği 188 adayın seçimleri kazandığını vurguluyor.
Uzmanlar, yaşanan sürecin yalnızca Orta Doğu politikalarıyla sınırlı olmadığını değerlendiriyor. Siyaset bilimi uzmanları, seçim sonuçlarında kripto para, yapay zekâ ve lobi grupları gibi büyük finansal odakların siyasetteki yönlendirici etkisine karşı gelişen genel tepkinin belirleyici olduğunu kaydediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz