Ankara'dan Ebu Zuhur Açıklaması: Saldırı Öncesi ve Sırasında Türk Askeri Heyeti Yoktu
İsrail'in Suriye'nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırının ardından gündeme gelen "Türk askeri heyeti üste bulunuyordu" iddiasına Ankara'dan açıklama geldi. Milli Savunma Bakanlığı, saldırıdan önce veya saldırı sırasında Ebu Zuhur Hava Üssü'nde herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını açıkladı.
Ankara'dan Ebu Zuhur iddialarına net yanıt
Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne İsrail tarafından gerçekleştirilen hava saldırısının ardından Türkiye'nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin tartışmalar gündeme gelmişti.
İsrail tarafında yapılan açıklamalarda, Suriye'nin Türkiye'nin askeri varlığına izin vermesinin İsrail açısından kabul edilemez olduğu ileri sürülürken, bazı haberlerde saldırıdan kısa süre önce bölgede Türk askeri heyetinin bulunduğu iddia edilmişti.
Bu iddialara ilişkin Ankara'dan bugün kritik bir açıklama geldi.
Milli Savunma Bakanlığı, İsrail'in Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırısından önce veya saldırı sırasında üste herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını açıkladı.
Böylece son iki gündür gündemde olan ve Türkiye-İsrail ilişkileri açısından oldukça hassas bir boyut kazanan iddiaya Türkiye'nin resmî makamlarından doğrudan yanıt verilmiş oldu.
MSB: Saldırı öncesinde veya sırasında Türk heyeti yoktu
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ebu Zuhur Hava Üssü'ndeki Türk askeri varlığına ilişkin iddia açık şekilde reddedildi.
Bakanlık, saldırı öncesinde veya saldırı esnasında hava üssünde herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını bildirdi.
Açıklamanın zamanlaması da dikkat çekti.
Çünkü İsrail'in 18 Ağustos'ta gerçekleştirdiği saldırının ardından ortaya çıkan haberlerde, Türk askeri personelinin saldırıdan kısa süre önce hava üssünde incelemelerde bulunduğu ve İsrail'in saldırısının bu faaliyetlerle bağlantılı olduğu ileri sürülmüştü.
Ankara'nın açıklaması ise bu anlatının önemli bir bölümüne doğrudan itiraz ediyor.
İsrail saldırısının ardından iddialar büyümüştü
İsrail savaş uçakları 18 Ağustos'ta Suriye'nin İdlib bölgesinde bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef aldı.
Saldırının ardından İsrail yönetimi, operasyonun gerekçesini Türkiye'nin Suriye'deki askeri faaliyetleriyle ilişkilendiren açıklamalarda bulundu.
İsrail Başbakanlık Ofisi, Suriye'nin Türk birliklerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlandırılmasına izin vermesinin daha önce varılan güvenlik düzenlemelerini ihlal ettiğini savundu. İsrail tarafı, bu nedenle kendi güvenliğine yönelik tehditleri kabul etmeyeceğini bildirdi.
Bu açıklamalar, Ebu Zuhur saldırısını sıradan bir İsrail-Suriye geriliminin ötesine taşıdı.
Çünkü İsrail'in açıklamalarında Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı doğrudan tartışmanın merkezine yerleştirildi.
Ankara İsrail'in gerekçesine de tepki gösterdi
Milli Savunma Bakanlığı yalnızca Türk askeri heyeti iddiasını reddetmekle kalmadı.
Bakanlık, İsrail'in Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırının Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, birlik ve bütünlüğüne ve altyapısına zarar verdiğini belirtti.
Ankara, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
MSB'nin açıklamasında ayrıca İsrail'in benzer saldırılara son vermesi ve uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmesi gerektiği ifade edildi.
Bu mesaj, Türkiye'nin Ebu Zuhur saldırısına ilişkin yaklaşımının yalnızca kendi askeri personelinin güvenliği üzerinden şekillenmediğini, aynı zamanda Suriye'nin egemenliği üzerinden de değerlendirildiğini ortaya koydu.
Türkiye Suriye'nin askeri kapasitesine destek verecek
Ankara'nın açıklamasındaki bir diğer önemli ayrıntı ise Türkiye'nin Suriye'ye yönelik yaklaşımının devam edeceğinin belirtilmesi oldu.
MSB, Suriye'nin "tek ordu" ilkesi çerçevesinde kendi altyapısını ve askeri kapasitesini oluşturma faaliyetlerine destek vermeyi sürdüreceğini açıkladı.
Bu ifade, Türkiye'nin Suriye'deki yeni yönetimle güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğini sürdüreceği mesajını içeriyor.
Dolayısıyla Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik İsrail saldırısının, Türkiye'nin Suriye'deki faaliyetlerinden tamamen çekileceği anlamına gelmediği de Ankara'nın açıklamasından anlaşılıyor.
Peki Türk heyeti hiç Ebu Zuhur'a gitti mi?
Burada haberin en önemli ayrıntılarından biri bulunuyor.
Son günlerde bazı haberlerde, Türk askeri heyetinin 17 Ağustos'ta, yani İsrail saldırısından bir gün önce Ebu Zuhur Hava Üssü'nde bulunduğu ve havaalanının yeniden kullanılabilir hale getirilmesine ilişkin inceleme yaptığı ileri sürülmüştü.
Ancak MSB'nin bugünkü açıklaması özellikle saldırı öncesinde veya saldırı sırasında üste Türk askeri heyeti bulunmadığını söylüyor.
Dolayısıyla iki iddia arasında önemli bir zamanlama farkı bulunuyor.
Bir tarafta saldırıdan bir gün önce Türk heyetinin bölgede bulunduğunu ileri süren haberler yer alırken, diğer tarafta resmî makamların saldırı öncesi ve saldırı sırasındaki varlığı reddeden açıklaması bulunuyor.
Bu nedenle mevcut bilgiler ışığında, "Türk askeri heyeti İsrail saldırısı sırasında üste bulunuyordu" şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru olmayacaktır.
Ebu Zuhur Hava Üssü neden önemli?
Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib bölgesinde bulunuyor.
Uzun süren savaş nedeniyle önemli ölçüde zarar gören havaalanının yeniden kullanılabilir hale getirilmesi, Suriye'nin askeri altyapısının yeniden oluşturulması açısından önem taşıyor.
İşte bu nedenle hava üssünün geleceği, Suriye'deki yeni güvenlik dengeleri açısından dikkat çekiyor.
Türkiye'nin Suriye'nin yeni yönetimine altyapı ve savunma kapasitesinin oluşturulması konusunda destek vermesi, İsrail tarafından ise farklı bir güvenlik perspektifiyle değerlendiriliyor.
Bu farklı yaklaşımlar Ebu Zuhur'u bölgesel rekabetin önemli noktalarından biri haline getiriyor.
İsrail'in saldırısı Türkiye-İsrail gerilimini artırdı
Saldırının ardından Türkiye ve İsrail arasında Suriye üzerinden yeni bir gerilim başlığı ortaya çıktı.
İsrail, Suriye'deki Türk askeri faaliyetlerini kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirirken, Türkiye ise İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarını ülkenin egemenliğine yönelik ihlal olarak görüyor.
Bu iki farklı yaklaşım, Suriye hava sahasında tarafların askeri faaliyetlerinin birbirine yaklaşması halinde yanlış hesaplama ve doğrudan çatışma riskini artırıyor.
Nitekim ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Türkiye ile İsrail arasında benzer olayların doğrudan çatışmaya dönüşmesini önleyecek bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu dile getirmişti.
Türkiye'nin mesajı: Suriye'nin egemenliği korunmalı
Ankara'nın açıklamasında öne çıkan temel başlıklardan biri Suriye'nin egemenliği oldu.
Türkiye, İsrail'in Suriye'deki saldırılarının ülkenin toprak bütünlüğüne zarar verdiğini vurguluyor.
Bu yaklaşım aynı zamanda Türkiye'nin Suriye'nin yeniden yapılanma sürecine ilişkin politikasının da bir parçası.
Suriye'nin yeni dönemde kendi kurumlarını, altyapısını ve güvenlik kapasitesini yeniden oluşturması Ankara tarafından desteklenirken, İsrail'in bu süreçteki bazı askeri hamleleri Türkiye tarafından eleştiriliyor.
Bu nedenle Ebu Zuhur saldırısı yalnızca askeri bir operasyon olarak değil, Suriye'nin geleceğine ilişkin farklı bölgesel politikaların kesiştiği bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ankara'nın açıklaması neden önemli?
MSB'nin açıklaması, son günlerde ortaya çıkan çelişkili bilgilerin ardından geldiği için özellikle önemli.
Bir tarafta İsrail'in, Türkiye'nin Suriye'deki askeri faaliyetlerine ilişkin açıklamaları bulunuyor.
Diğer tarafta bazı medya kuruluşlarında Türk askeri heyetinin saldırıdan kısa süre önce Ebu Zuhur'da bulunduğu iddiası yer aldı.
Türkiye ise bugün yaptığı açıklamayla saldırı öncesinde veya saldırı sırasında üste herhangi bir Türk askeri heyeti bulunmadığını açıkladı.
Bu nedenle haberin bundan sonraki aşamasında, Türk heyetinin bölgeye daha önce herhangi bir ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmediğinden ziyade saldırı anındaki gerçek durumun ne olduğuna ilişkin bilgiler önem kazanacak.
Suriye'den de benzer açıklama geldi
Ebu Zuhur tartışmasında yalnızca Ankara'nın açıklaması değil, Suriye tarafından gelen değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani'nin, İsrail'in Ebu Zuhur'a Türk askerlerinin konuşlandırılacağı yönündeki iddiasını reddettiği ve bölgede Türk askeri üssü kurulması planı bulunmadığını söylediği aktarıldı.
Bu açıklama, İsrail'in saldırıya ilişkin ortaya koyduğu gerekçenin Şam yönetimi tarafından da kabul edilmediğini gösteriyor.
Dolayısıyla Ebu Zuhur saldırısının gerekçesi ve Türkiye'nin bölgedeki faaliyetlerinin kapsamı konusunda taraflar arasında ciddi bir görüş ayrılığı bulunuyor.
Bölgede yeni çatışma riski oluşur mu?
Ebu Zuhur saldırısının ardından en fazla merak edilen konulardan biri Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında doğrudan bir askeri karşılaşma yaşanıp yaşanmayacağı.
Ankara'nın açıklamalarına bakıldığında Türkiye, İsrail'in saldırılarına karşı diplomatik ve siyasi tepki gösterirken Suriye'nin yeniden yapılandırılmasına yönelik desteğini sürdüreceğini belirtiyor.
İsrail tarafı ise Suriye'deki bazı askeri gelişmeleri kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirmeye devam ediyor.
Bu nedenle özellikle hava üsleri, askeri tesisler ve hava sahası kullanımına ilişkin gelişmeler önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.
Türkiye ile İsrail arasında olası bir yanlış anlaşılmanın doğrudan çatışmaya dönüşmesini önlemek için iletişim kanallarının açık tutulması ise bölgesel istikrar açısından büyük önem taşıyor.
Ankara'dan net mesaj
Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasıyla birlikte Ebu Zuhur Hava Üssü'ne ilişkin tartışmanın önemli bir bölümüne Ankara tarafından açıklık getirildi.
Türkiye, İsrail'in saldırısı öncesinde veya saldırı sırasında hava üssünde Türk askeri heyetinin bulunmadığını resmen açıkladı.
Bununla birlikte Ankara, Suriye'nin kendi altyapısını ve askeri kapasitesini oluşturma çalışmalarına destek vermeye devam edeceğini de duyurdu.
Bu mesaj, Türkiye'nin Suriye politikasında geri adım atmadığını ve Şam yönetiminin yeniden yapılanma sürecine desteğini sürdüreceğini gösteriyor.
Önümüzdeki süreçte ise İsrail'in Suriye'deki operasyonlarının devam edip etmeyeceği, Türkiye'nin bölgedeki faaliyetlerinin kapsamı ve iki ülke arasında olası bir çatışmasızlık mekanizmasının kurulup kurulmayacağı yakından takip edilecek.
Ebu Zuhur saldırısı sonrası ortaya atılan "Türk askeri heyeti üste bulunuyordu" iddiasına Ankara'nın yanıtı ise net oldu: MSB'ye göre saldırı öncesinde veya saldırı sırasında üste Türk askeri heyeti yoktu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz