İzlandalılar AB’ye ‘hayır’ dedi
İzlanda’da halkın AB ile üyelik müzakerelerine yeniden başlama teklifini reddetmesi, Brüksel’in genişleme politikasına darbe vurdu. Sonuç, AB’nin yüksek refah düzeyine sahip ülkeler açısından cazibesinin sorgulanmasına...
İzlanda’da halkın AB ile üyelik müzakerelerine yeniden başlama teklifini reddetmesi, Brüksel’in genişleme politikasına darbe vurdu. Sonuç, AB’nin yüksek refah düzeyine sahip ülkeler açısından cazibesinin sorgulanmasına...
Gelişmelerden anında haberdar olun.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin
İzlanda’da, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine başlanmasıyla ilgili olarak düzenlenen referandum Başbakan Kristrun Frostadottir liderliğindeki hükümet için hayal kırıklığıyla sonuçlandı. İzlandalılar, yüzde 42,7’ye karşı yüzde 52,8’le müzakerelere başlanmasını reddetti. Sonucunun kentsel alanlarla kırsal bölgeler arasında derin görüş ayrılığına işaret ettiği referanduma katılım oranı yüzde 82,5 oldu. Referandum, Frostadottir hükümeti için olduğu kadar AB’nin imajına da önemli bir darbe niteliğinde.
HÜKÜMET HALKI DİNLEYECEK
Egemenlik, balıkçılık ve güvenlik konuları odaklı bir tartışma süreci sonrasında yapılan referandum, Frostadottir hükümetinin programında yer alıyordu. Çıkan sonuç bu konunun mevcut hükümet döneminde bir daha açılmasının mümkün olmadığı anlamına geliyor. Referandumun bağlayıcılığı yok ancak İzlanda hükümeti, referandum öncesinde sonuca uyacağını resmen beyan etmişti. Önümüzdeki dönemde hükümet değişse de yakın gelecekte benzer bir girişim beklenmiyor.
BRÜKSEL ‘EVET’ BEKLİYORDU
AB, başından itibaren referanduma ilişkin tartışmalara müdahil olmadı hatta konuya ilişkin açıklama yapmamaya özen gösterdi. Bununla birlikte Brüksel’de tercihin “evet” yönünde olduğu bir sır değildi. Referandumdan çıkan sonuç İzlanda-AB ilişkilerinin mevcut ortaklık seviyesi ve yapısıyla süreceği anlamına geliyor.
AB’NİN İMAJINA DARBE
Sonucun özellikle son dönemde yeniden ivme kazanan AB genişleme politikasının imajını zedeleyeceği görüşü öne çıkıyor. Ekonomileri zayıf olan ülkeler açısından “altın bilet” olarak görülen AB’nin, refah seviyesi yüksek ülkeler açısından cazibe merkezi olmadığı referandumun güçlendirdiği bir tespit olarak dikkat çekiyor. İzlandalılar, AB’yi sınırlarını Kuzey Atlantik ve Arktik Bölgesi’ne genişletmesine olanak verecek bir stratejik fırsattan da mahrum bırakmış oldular. Uluslararası konjonktür dikkate alındığında, “AB’nin güvenlik ve savunma konularında stratejik bir ortak olduğu” tezinin çıkan sonuçla lekelendiği yorumlarına rastlamak mümkün.
MASADAN KALKMIŞLARDI
Referandum, İzlanda’nın AB konusundaki ilk macerası değil. İzlanda, 2008’deki ekonomik krizin ardından Temmuz 2009’da AB üyeliği için başvurdu. Müzakereler Temmuz 2010’da başladı. Üyelik müzakereleri devam ederken İzlanda’da hükümet değişikliği oldu ve yeni hükümet 2013’te süreci askıya aldığını duyurdu. 2015’te ise Reykjavik’ten Brüksel’e gönderilen mektupta, İzlanda’nın üyelik müzakerelerini sürdürme niyeti olmadığı ve aday ülke olarak değerlendirilmemesi gerektiği bildirildi. İzlanda, üç yılda 35 müzakere başlığından 27’sini açtı 11’ini de geçici olarak kapattı. Referandumdan “evet” çıkmış olsaydı bu ülkenin müzakereleri AB için “çok kısa” olarak nitelendirilebilecek bir sürede tamamlayabileceğine kesin gözüyle bakılıyordu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz