26 Ağustos 2026, Çarşamba
USD 48,12 %0,05
EUR 56,12 %-0,14
ALTIN 7.108,25 %-1,31
BIST 14.611 %0,95
SON DAKİKA

USD 48,12 %0,05
EUR 56,12 %-0,14
ALTIN 7.108,25 %-1,31
BIST 14.611 %0,95
Gündem 26 Ağustos 2026, 21:35 6 dk okuma süresi

Rojin Kabaiş ilaçla bayıltıp öldürüldü mü? Adli Tıp raporu gerçeği açığa çıkardı

Adli Tıp Kurumu raporunda, söz konusu maddelerin Rojin Kabaiş’in ölümünden yaklaşık bir ay önce geçirdiği ameliyat sırasında kendisine verildiği ve vücutta uzun süre kalabildiği belirtildi.Raporda ölüm nedeninin suda boğulma olduğu değerlendirilirken, olayın intihar, kaza veya başka bir kişinin müdahalesiyle gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kesin bir tıbbi kanaate varılamadığı bildirildi.

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici

Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili yeni gelişme: İlaç iddiasına Adli Tıp raporuyla yanıt

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili soruşturma kamuoyunun gündemindeki yerini korurken, son olarak otopsi raporunda tespit edilen bazı maddeler üzerinden ortaya atılan iddialar tartışma konusu oldu.

Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, raporda Rocuronium (roküronyum) ve Ornidazole (ornidazol) isimli maddelerin tespit edilmesine dikkat çekerek, bu maddelerin Rojin Kabaiş’e mide yoluyla verilmiş olabileceği ve genç kadının bu şekilde etkisiz hale getirilerek öldürülmüş olabileceği yönünde bir iddia ortaya koydu.

Ancak soruşturma dosyasındaki Adli Tıp değerlendirmesinde bu maddelerin varlığının tek başına böyle bir cinayet senaryosunu doğrulamadığı belirtildi. Rapora göre Rojin Kabaiş, kaybolmasından yaklaşık bir ay önce bir ameliyat geçirmiş ve söz konusu ilaçlardan roküronyum ameliyat sırasında anestezi sürecinde kullanılmıştı. Adli Tıp değerlendirmesinde bu maddenin vücutta uzun süre kalabilmesinin mümkün olduğu ifade edildi.

Roküronyum iddiasının arka planı ne?

Tartışmanın merkezinde yer alan roküronyum, ameliyatlarda anestezi uygulamalarının bir parçası olarak kullanılabilen bir kas gevşetici ilaç. Rojin Kabaiş'in daha önce ameliyat geçirmiş olması nedeniyle, raporda bulunan maddenin ölümünden kısa süre önce dışarıdan verilmiş bir ilaç olduğuna ilişkin doğrudan bir sonuç çıkarılmadı.

Bu nedenle “raporda ilaç çıktı” bilgisi ile “Rojin ilaç verilerek bayıltıldı ve öldürüldü” iddiasının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Adli Tıp raporunda yapılan değerlendirme, tespit edilen maddelerin Rojin Kabaiş'in daha önceki tıbbi tedavisiyle bağlantılı olabileceği yönünde. Dolayısıyla yalnızca toksikolojik incelemede bu maddelerin bulunması, ölümün ilaçla gerçekleştirildiğini gösteren kesin bir delil olarak kabul edilmedi.

Adli Tıp ölüm nedenini nasıl açıkladı?

Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi, biyolojik, toksikolojik ve histopatolojik incelemelerin ardından Rojin Kabaiş’in ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiği değerlendirildi.

Bununla birlikte raporun en dikkat çekici noktalarından biri, ölümün nasıl gerçekleştiği konusunda kesin bir sonuca varılamamış olması.

Adli Tıp Kurumu, mevcut tıbbi bulguların Rojin Kabaiş’in suya kendi iradesiyle mi girdiği, kaza sonucu mu suya düştüğü veya başka bir kişinin müdahalesiyle mi suya girdiği konusunda kesin bir kanaat oluşturmadığını bildirdi.

Bu ayrım soruşturmanın seyri açısından büyük önem taşıyor.

Çünkü “ölüm nedeni” ile “ölümün meydana geliş şekli” aynı şey değil. Adli Tıp açısından ölümün suda boğulma sonucunda meydana geldiği değerlendirilirken, Rojin'in suya nasıl girdiği sorusunun cevabı yalnızca otopsi bulgularıyla belirlenemiyor.

Vücudunda zehirlenme veya darp bulgusu var mı?

Raporda, Rojin Kabaiş’in vücudunda darp, şiddet veya zehirlenmeye işaret eden tıbbi bir delil tespit edilmediği belirtildi.

Ayrıca cinsel saldırıyı doğrulayacak nitelikte bir bulguya da rastlanmadığı açıklandı. Bununla birlikte raporda bazı bölgelerde erkek DNA profillerinin tespit edildiği, ancak bu DNA'ların ölüm sonrası süreçte veya çevresel temas sonucunda bulaşmış olma ihtimalinin tamamen dışlanamadığı ifade edildi.

Bu nedenle DNA bulgularının da tek başına cinayet veya cinsel saldırı sonucuna götüren kesin bir delil olarak değerlendirilmediği görülüyor.

İki farklı erkek DNA profili neden tartışılıyor?

Adli Tıp açıklamasına göre Rojin Kabaiş'ten alınan örneklerde, kendi DNA'sının yanı sıra sternal bölgede bir erkek DNA profili ve vajinal bölgede bir erkek DNA profili tespit edildi.

Ancak uzman değerlendirmesinde bu profillerin ölümden sonra oluşabilecek temaslar nedeniyle bulaşmış olabileceği ihtimali de dikkate alındı.

Cesedin uzun süre suda kalması, sürüklenmesi, çevresel temas, olay yeri incelemesi veya nakil sırasında meydana gelebilecek temaslar bu ihtimaller arasında sıralandı. Bu nedenle söz konusu DNA bulgularının olayın nasıl gerçekleştiğini kesin biçimde ortaya koymadığı belirtildi.

Rojin Kabaiş dosyasında soruşturma neden devam ediyor?

Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolduktan sonra yaklaşık 18 gün boyunca kendisinden haber alınamamış, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü'nün Mollakasım bölgesinde cansız bedeni bulunmuştu.

Aradan geçen süre, cesedin uzun süre suda kalması ve olayın başlangıç anına ilişkin doğrudan tıbbi bulguların sınırlı olması, ölümün oluş şeklinin belirlenmesini zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor.

Adalet Bakanlığı da daha önce soruşturmanın çok yönlü şekilde sürdüğünü açıklamıştı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada otopsi, biyolojik, toksikolojik ve histopatolojik incelemelerin yanı sıra kamera görüntüleri, telefon incelemeleri, HTS kayıtları ve tanık ifadelerinin değerlendirildiği bildirilmişti. Ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurumundan konuya ilişkin ek uzman mütalaası istendiği açıklanmıştı.

"İlaçla bayıltılarak öldürüldü" iddiası kanıtlandı mı?

Mevcut Adli Tıp raporu üzerinden bakıldığında, Rojin Kabaiş'in ilaç verilerek bayıltıldığı ve ardından öldürüldüğü iddiasının tıbbi olarak kanıtlandığını söylemek mümkün değil.

Raporda tespit edilen maddelerle ilgili olarak Rojin'in daha önce geçirdiği ameliyat ve kullanılan ilaçlar arasında bağlantı kuruluyor. Ayrıca vücutta zehirlenme veya travmatik ölüm göstergesi tespit edilmediği bildiriliyor.

Ancak bu durum, dosyadaki bütün soru işaretlerinin ortadan kalktığı anlamına da gelmiyor.

Adli Tıp Kurumu'nun raporu özellikle ölümün suda boğulma olduğunu ortaya koyarken, Rojin Kabaiş'in suya hangi koşullarda girdiği konusunda kesin bir sonuca ulaşılmadığını belirtiyor. Dolayısıyla soruşturmanın adli ve kriminal boyutunun, tıbbi raporun dışında kalan deliller üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.

Rojin Kabaiş soruşturmasında gözler diğer delillerde

Rojin Kabaiş dosyasında bundan sonraki süreçte kamera kayıtları, telefon ve dijital materyaller, HTS kayıtları, tanık anlatımları ve olayın zaman çizelgesinin birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Özellikle Rojin'in kaybolduğu son saatlerde nerede olduğu, Van Gölü'ne nasıl ulaştığı, telefonunun hangi noktalardan sinyal verdiği ve kaybolmadan önce kimlerle temas kurduğu gibi soruların cevapları, ölümün oluş şeklinin aydınlatılmasında belirleyici olabilir.

Adalet Bakanlığı daha önce soruşturma kapsamında dijital materyallerin incelenmesinin sürdüğünü ve telefonun kilidinin açılması için yurt dışından uzmanların da dahil olduğu teknik çalışmalar yapıldığını açıklamıştı.

Bu nedenle dosyada yeni bir gelişme yaşanabilmesi için yalnızca otopsi bulgularına değil, olayın bütün yönlerini ortaya koyabilecek diğer delillere de bakılması gerekiyor.

Adli Tıp raporunun ortaya koyduğu tablo

Mevcut rapor ve resmi açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ortaya şu tablo çıkıyor:

  • Rojin Kabaiş'in ölüm nedeni suda boğulma olarak değerlendirildi.
  • Vücudunda darp veya şiddete ilişkin tıbbi delil bulunmadığı bildirildi.
  • Zehirlenmeye ilişkin tıbbi bir delil tespit edilmedi.
  • Cinsel saldırıyı gösteren kesin bir bulguya rastlanmadığı açıklandı.
  • Bazı bölgelerde erkek DNA profilleri tespit edildi ancak bulaş ihtimali tamamen dışlanamadı.
  • Roküronyumun daha önceki ameliyatla bağlantılı olabileceği değerlendirildi.
  • Ölümün intihar, kaza veya başka bir kişinin müdahalesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda Adli Tıp kesin kanaat bildirmedi.

Dolayısıyla son rapor, “Rojin Kabaiş kesin olarak ilaçla bayıltılarak öldürüldü” iddiasını doğrulayan bir sonuç ortaya koymuyor. Öte yandan raporun ölümün oluş şekli konusunda kesin hüküm vermemesi, soruşturmanın diğer deliller üzerinden sürdürülmesini gerekli kılıyor.

Rojin Kabaiş dosyasında nihai gerçeğin ortaya çıkması, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesine bağlı olacak.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz