Türkiye-İsrail gerilimi: Söylemler sertleşiyor, askeri çatışma ihtimali düşük
İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Üssü'ne iki hafta önce düzenlediği saldırı ve ardından yapılan karşılıklı sert açıklamalar Türkiye–İsrail ilişkilerinde gerilimi yeniden artırdı.
İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Üssü'ne iki hafta önce düzenlediği saldırı ve ardından yapılan karşılıklı sert açıklamalar Türkiye–İsrail ilişkilerinde gerilimi yeniden artırdı.
Türkiye-İsrail gerilimi: Söylemler sertleşiyor, askeri çatışma ihtimali düşükGüncelleme: İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Üssü'ne iki hafta önce düzenlediği saldırı ve ardından yapılan karşılıklı sert açıklamalar Türkiye–İsrail ilişkilerinde gerilimi yeniden artırdı. İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Üssü'ne iki hafta önce düzenlediği saldırı ve ardından yapılan karşılıklı sert açıklamalar Türkiye– İsrail ilişkilerinde gerilimi yeniden artırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 18 Ağustos'ta Ebu Zuhur Üssü'ne yapılan saldırı ile ilgili "güneye doğru ilerleyen Türk askeri yerleşimnie izin vermeyeceğiz çünkü bu bizi tehdit ediyor" dedi. Türkiye ve Suriye yetkilileri ise saldırı sırasında üste Türk askeri bulunmadığını duyurdu.Saldırının ardından Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar yaptı.İsrailli yetkililerin açıklamalarına Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan tepki geldi.Peki iki ülke arasında gerilimin artması ne anlama geliyor?'Çatışmayı büyütmenin siyasi getirisi var'Türk yetkililer ve bazı uzmanlar, İsrail'in Türkiye yönelik açıklamalarını ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimlere bağlıyor.Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doçent Doktor İlkim Okyar, "Meselenin odağında dış politikadan çok iç politika olduğuna inanıyorum" diyor.BBC Türkçe'ye konuşan Okyar, İsrail'deki kamuoyu araştırmalarında Netanyahu'nun Likud Partisi'nin geride olduğuna dikkat çekiyor.Türkiye'nin de gündeminde erken seçim olduğunu söyleyen Okyar, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Her iki lider de karşı tarafa olduğu kadar, hatta belki daha fazla, kendi seçmenine bakarak konuşuyor."ABD merkezli St. Lawrence Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Howard Eissenstat da "Bu çatışmayı büyütmenin hem İsrail hem de Türkiye'ye oldukça siyasi getirisi var" diyor.Stockholm Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalışan Eissenstat, sözlerini şöyle sürdürüyor: "İki ülkede de bayrağa sarılmak ve güvenlik konusundaki güvenilirliğini ortaya koymak faydalı. Bu tutum, tarafların birbirlerinin söylemlerinden beslenmesini sağlıyor."İsrail'de şişirilmiş söylem Erdoğan için siyasi bir kazanım, aynı şey İsrailli siyasetçiler için de geçerli."European Neighbourhood Council (Avrupa Mahallesi Konseyi) adlı düşünce kuruluşunun direktörü Samuel Doveri Vesterbye de iki ülke arasındaki gerilimde seçim ve iç siyaset faktörlerinin önemli rol oynadığını savunuyor.Netanyahu'ya yönelik yolsuzluk soruşturmalarını hatırlatan uzman, "Onu devirmek isteyen kuvvetli bir muhalefet ile karşı karşıya" diyor ve ekliyor: "Geçmişte anketlerde oldukça kötü seyretti. Gazze, Filistin ve şimdi de Türkiye ile gerilimin tırmanması, toplumda ötekileştirmeye dair felaket tellalığı üzerinden destek bulmasını sağladı."Vesterbye, İsrail'e yönelik söylemin Türkiye'de birleştirici rol oynadığı görüşünde: "Türkiye'de birçok konuda ciddi fikir ayrılıkları ve bölünmeler var. Ancak herkes, bölgedeki askeri politikalarından dolayı İsrail'e karşı memnuniyetsizlik ve eleştiride ortaklaşıyor."Bu da Türkiye'nin işine yarıyor. Birliği sağlıyor ve mükemmel bir hedef olan bir 'öteki' yaratıyor."Askeri çatışma söz konusu mu?İsrail'in Suriye'deki üsse saldırısının ardından iki ülke basınında askeri güç kıyaslamaları yapılmaya başlandı.İsrail merkezli İsrael Hayom gazetesinde 20 Ağustos'ta yayımlanan bir görüş yazısında Türkiye'nin yurt dışındaki askeri varlığının NATO'nun beşinci madde şemsiyesi altında olmadığı savunuldu.Bu maddeye göre bir müttefiğe yapılan saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılıyor.ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council'dan kıdemli araştırmacı Alissa Pavia, NATO'nun kurucu antlaşmasının altıncı maddesinde ittifakın koruma kapsamına giren bölgelere Suriye'nin dahil olmadığını söylüyor.BBC Türkçe'ye konuşan Pavia, benzer vakalara dair şu örnekleri veriyor: "NATO geçmişte de altıncı maddeye riayet etti: Örneğin 1982'de Arjantin Falkland Adaları'nı işgal ettiğinde İngiltere tarafında savaşa katılmadı. ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlıkları İran tarafından saldırıya uğradığında da devreye girmiyor."Pavia, Türkiye ve İsrail'in mevcut gerilime rağmen gayriresmi iletişim kanalları üzerinden irtibatta olduğunu hatırlatıyor ve "Stratejik olarak askeri gerilim iki ülkenin de kazancına olmaz" diyor.Sözlerini şöyle sürdürüyor: "Türkiye, ayrılıkçı Kürt gruplar yüzünden ulusal güvenliğine tehdit teşkil eden bir bölgeyi kontrol etmeye çalışıyor. İsrail de Suriye üzerinden Lübnan'daki vekili Hizbullah'ı destekleyen İran'ı çevrelemeyi hedefliyor."Bu hedefler birbiriyle çelişmiyor ve gayriresmi iletişim kanalları üzerinden yönetilmeleri mümkün."'Kısa vadede çatışma ihtimali düşük'İlkim Okyar, olası bir çatışmanın Türkiye'de dikkati ekonomik sorunlardan uzaklaştırabileceğini ve "kısa bir süre için bile olsa [Erdoğan'ın] pozisyonunu konsolide etmesine yardımcı olabileceğini" söylüyor.Okyar, "Mevcut ekonomik tabloyla özellikle seçim ihtimalinin gündemde olduğu bir dönemde uzun ve pahalı bir askeri angajmanı finanse etmek ve siyasi olarak yönetmek son derece zor" diyor ve ekliyor: "Dolayısıyla kısa vadede kazandıracakmış gibi görünen bir tırmanma, orta vadede ekonomik kırılganlıkları ağırlaştırarak olası bir seçimin sonucunu Erdoğan'ın aleyhine belirginleştirebilir."Howard Eissenstat ise ABD müttefiği olan iki ülkenin kısa vadede askeri çatışma ihtimalini düşük görüyor: "Beni daha çok endişelendiren şey iki tarafın geniş bir bölgesel soğuk savaşa girmesi ve bunun bölgedeki güvenlik ihtiyacını artırarak bölgesel iş birliğini kısıtlaması."Yunanistan-İsrail iş birliğiTürkiye ve İsrail'in bölgesel rekabeti, tarafların imzaladığı anlaşmalarda da kendini gösteriyor.Türkiye 31 Ağustos'ta Suudi Arabistan ve Pakistan ile Mekke Savunma İttifakı'nın ilk toplantısını düzenledi. Aynı gün İsrail de Yunanistan ile "Aşil Kalkanı" olarak anılan savunma anlaşmasını hayata geçirdi.Anlaşma kapsamında İsrail'in Atina'ya 3 milyar euro (yaklaşık 170 milyar lira) değerinde kısa ve orta menzilli hava savunma sistemleri ihraç etmesi planlanıyor.Samuel Doveri Vesterbye, İsrail ve Yunanistan'ın "doğal bir ittifak çizgisi" olduğunu söylüyor: "Çünkü ikisi de Türkiye'den korkuyor ve bu vesileyle ortak güvenlik ve enerji ilişkilerini derinleştirmeyi hedefliyor."Vesterbye, ABD'nin de bu sayede Türkiye, İsrail ve Yunanistan arasında arabulucu haline gelerek doğu Akdeniz'de nüfuzunu artırdığı değerlendirmesini yapıyor: "Ancak burada sorun bu ittifakın ileri görüşlü olmaması ve büyük fotoğraf yerine yalnızca doğu Akdeniz'e odaklanması."Vesterbye, İsrail-Yunanistan yakınlaşmasının Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile ilişkilerini olumsuz etkileme riskine de değiniyor: "AB'nin bu ilişkide arabulucuk yaparak ve süreci destekleyerek doğu Akdeniz'deki gerilimin [Türkiye ile] önemli ilişkileri raydan çıkarmasını önlemesi gerekiyor."Türkiye zor bir durumda çünkü gerilimin tırmanmasının İsrail'in işine yarayacağının farkında. Bunun nedeni Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin zayıf olması ve doğal bir denge unsuru olabilecek AB ile de şu an için pek iyi ilişkilere sahip olmaması."ABD faktörüTürkiye ve İsrail arasında çatışmayı önleyen en önemli unsurlardan biri ABD.ABD Başkanı Donald Trump, Temmuz'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında gazetecilere yaptığı bir açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı övmüştü.Trump, Erdoğan'ı kastederek "Ben olmasam [İsrail'e] girerdi" demişti. ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye/Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ise 18 Ağustos'taki bir X paylaşımında İsrail'in Suriye'de düzenlediği hava saldırısını "bölgesel istikrara katkıda bulunmayan gereksiz bir tırmandırma" olarak eleştirdi.Howard Eissenstat, Türkiye ve İsrail'in çatışmaya girerek ABD ile ilişkilerini riske atmayı tercih etmeyeceğini savunuyor.Eissenstat, "ABD, bölgede Türkiye ve İsrail maceracılıklarına karşı etkili veto hakkına sahip" diyor.Alissa Pavia ise Türkiye ve İsrail arasında denge kurmaya çalışan ABD Başkanı Donald Trump'ın "zor bir durumda" olduğunu söylüyor: "Halihazırda Netanyahu'nun İran'daki askeri operasyonlarını kısıtladığı için Suriye'de sözü daha az geçiyor."Erdoğan'ın ise Trump'a daha çok ihtiyacı var çünkü F-35'lerin teslimatı Türkiye'nin en önemli önceliklerinden biri. Türkiye'nin [İsrail hava saldırılarına] ılımlı tepki vermesi, Trump'ın Netanyahu'ya kıyasla Erdoğan'a karşı daha fazla kozu olması üzerinden açıklanabilir."Uzmanlara göre Türkiye ve İsrail arasındaki gerilim zaman zaman söylem düzeyinde tırmansa da stratejik çıkarları ve ABD'nin rolü nedeniyle iki ülkenin kısa vadede askeri çatışma ihtimali düşük.İlgili haberler Politika Türkiye Suriye İsrail Dünya
Yorumlar (0)
Yorum Yaz