Kâinattaki Kusursuz Ölçü ve Denge, Sonsuz Bir İlme İşaret Ediyor
Kâinattaki varlıkların en küçüğünden en büyüğüne kadar görülen hassas ölçü, denge ve uyum, her şeyi kuşatan bir ilmin varlığına işaret eden güçlü bir delil olarak ele alınıyor. Bir sineğin ve insanın organlarından kandaki kırmızı ve beyaz küreciklere, canlıların hücrelerinden Güneş sistemindeki gezegenlere kadar uzanan düzen; hiçbir ayrıntının başıboş bırakılmadığını, bütün varlıkların ölçülü ve birbirine uygun şekilde yaratıldığını gösteriyor.
Kâinatın her köşesinde hassas bir ölçü bulunuyor
Kâinata dikkatle bakıldığında, birbirinden tamamen farklı büyüklük ve özelliklere sahip varlıklarda ortak bir özellik göze çarpıyor: ölçü, denge ve uyum.
En büyük gök cisimlerinden insan bedenindeki mikroskobik yapılara kadar çok farklı seviyelerde belirli bir düzenin hakim olduğu görülüyor.
Bir tarafta Güneş sistemindeki gezegenler ve onların hareketleri bulunurken, diğer tarafta insan kanındaki kırmızı ve beyaz kürecikler gibi gözle görülmesi mümkün olmayan yapılar yer alıyor.
Bütün bu farklı yapılarda belirli bir ölçünün bulunması, varlıkların gelişigüzel bir şekilde ortaya çıkmadığına işaret eden önemli bir düşünce olarak değerlendiriliyor.
İnsan bedenindeki hassas denge dikkat çekiyor
Bu durumun en belirgin örneklerinden biri insan vücudu.
İnsan bedeninde çok sayıda organ, doku ve hücre bulunuyor. Ancak bunların her biri kendi görevine uygun bir yapı içerisinde çalışıyor.
Kalp, akciğerler, böbrekler, karaciğer, damarlar, sinir sistemi ve diğer organlar birbirlerinden bağımsız hareket etmiyor. Her biri bedenin bütünü içerisinde belirli bir görevi yerine getiriyor.
Daha küçük seviyeye inildiğinde ise hücreler ve kan içerisindeki yapılar karşımıza çıkıyor.
Kandaki kırmızı ve beyaz küreciklerin belirli görevleri bulunuyor ve bunların vücuttaki düzen içerisinde yer almaları hayatın devamı açısından önem taşıyor.
Bu bakış açısına göre, böylesine hassas bir sistemin her bir parçasının diğer parçalarla uyumlu olması, kapsamlı bir ilmin işareti olarak görülüyor.
Bir sineğin bedenindeki ölçü bile dikkat çekiyor
Kâinattaki düzen yalnızca insan gibi karmaşık görünen canlılarda değil, son derece küçük canlılarda da görülüyor.
Bir sineğin organları ve bedenindeki sistemler incelendiğinde, onun da kendi hayatını sürdürebilmesi için birbirine uygun çok sayıda yapıya sahip olduğu görülüyor.
Boyutu insanla kıyaslanamayacak kadar küçük olan bir canlının dahi kendi içerisinde belirli bir ölçü ve düzen taşıması dikkat çekici bir durum olarak değerlendiriliyor.
Burada önemli olan yalnızca sineğin var olması değil; bedenindeki yapıların birbirleriyle uyumlu şekilde çalışması.
Organların konumu, hücrelerin yapısı ve yaşamın devamını sağlayan sistemlerin birbirleriyle ilişkisi, küçük bir canlıda dahi kapsamlı bir düzen bulunduğunu gösteriyor.
Düzen yalnızca canlılarla sınırlı değil
Kâinattaki ölçü ve denge canlıların bedenleriyle sınırlı kalmıyor.
Canlıların en küçük yapı taşlarından başlayarak yeryüzündeki canlı türlerine, oradan gök cisimlerine kadar uzanan geniş bir düzen söz konusu.
Atomik seviyedeki yapılardan gezegenlere kadar farklı büyüklüklerdeki varlıklar kendi şartları içerisinde belirli bir düzen içerisinde hareket ediyor.
Bu nedenle mesele yalnızca insan bedeninin veya tek bir canlının yapısından ibaret değil.
Bütün kâinatın farklı seviyelerinde aynı şekilde ölçü ve muvazenenin görülmesi, daha kapsamlı bir düzen fikrini ortaya çıkarıyor.
Güneş sistemindeki denge de aynı bütünün parçası
Gökyüzüne bakıldığında da benzer bir tablo görülüyor.
Güneş sistemi içerisindeki gezegenler ve diğer gök cisimleri belirli hareketler gerçekleştiriyor. Bu hareketlerin belirli yörüngeler ve fiziksel kurallar çerçevesinde devam etmesi, kâinattaki düzenin büyük ölçekteki örneklerinden biri olarak ele alınıyor.
Bir tarafta insan bedenindeki mikroskobik yapılar, diğer tarafta astronomik büyüklükteki gök cisimleri bulunuyor.
Ölçekler birbirinden son derece farklı olmasına rağmen her iki alanda da belirli bir düzen ve ölçünün bulunması, kâinatın bütünlüğüne dikkat çekiyor.
Mizan, sadece ölçmek değil; uyum anlamına da geliyor
Burada bahsedilen ölçü yalnızca sayısal bir ölçü değil.
Bir şeyin kendi görevine uygun olması, başka yapılarla uyumlu bulunması ve bulunduğu sistem içerisinde dengeli şekilde çalışması da bu mizan kavramının kapsamına giriyor.
İnsan bedeninde bir organın tek başına bulunması yeterli değil. O organın diğer sistemlerle uyumlu şekilde çalışması gerekiyor.
Aynı şekilde kandaki hücrelerin bulunması da tek başına yeterli değil. Bunların vücudun genel işleyişi içerisindeki görevleriyle uyumlu olması gerekiyor.
Bu açıdan bakıldığında kâinattaki düzen, yalnızca “her şeyin bir ölçüsü var” şeklinde değil, “her şey birbirine uygun bir ölçü içerisinde yaratılmış” şeklinde değerlendiriliyor.
Bu kadar kapsamlı düzen neye işaret ediyor?
Buradaki temel soru, bütün bu düzenin arkasında ne bulunduğu.
Bir sistemde ölçü ve uyum ne kadar geniş bir alana yayılmışsa, o sistemi açıklamak için o kadar kapsamlı bir bilgi gerekir.
Bir insanın yaptığı basit bir düzenleme bile belirli bir bilgi gerektirirken, canlıların bedenlerinden gök cisimlerine kadar uzanan çok daha büyük bir düzenin arkasında nasıl bir ilmin bulunması gerektiği sorusu ortaya çıkıyor.
Bu yaklaşım, kâinattaki ölçü ve dengenin muhit, yani her şeyi kuşatan bir ilme işaret ettiğini savunuyor.
Çünkü bir varlığın kendisine uygun şekilde yaratılması, onun ihtiyaçlarının bilinmesini; başka varlıklarla uyumlu hale getirilmesi ise daha geniş bir sistemin hesaba katılmasını gerektiriyor.
İlmin her delili, Alîm olan Allah'a işaret ediyor
Bu bakış açısında kâinatta görülen her bilgi ve düzen, Allah'ın Alîm, yani her şeyi bilen oluşuna işaret eden bir delil olarak değerlendiriliyor.
Canlıların bedenlerindeki hassas yapı, gök cisimlerinin düzeni, hücrelerin görevleri ve canlılar arasındaki uyum; her şeyin bilgisiz ve kontrolsüz şekilde meydana gelmediğini ortaya koyan işaretler olarak ele alınıyor.
Buradan hareketle ilim sıfatının, ilim sahibi olan Allah'ın varlığıyla birlikte düşünülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Çünkü ortada açık şekilde görülen bir ilim ve düzen varsa, bunun ilim sahibi bir Zât'a işaret etmesi gerektiği savunuluyor.
En küçük yapıdan en büyük sisteme kadar aynı düzen
Bu düşüncenin en dikkat çekici taraflarından biri de ölçünün herhangi bir tek seviyede kalmaması.
Bir insanın bedeninde ölçü var.
Bir sineğin bedeninde ölçü var.
Kandaki hücrelerde ölçü var.
Canlıların genel yapısında ölçü var.
Yeryüzündeki farklı canlı türleri arasında düzen var.
Gök cisimlerinde ve Güneş sisteminde de ölçü ve denge bulunuyor.
Dolayısıyla mesele tek bir örnek üzerinden değil, zerrelerden gezegenlere kadar uzanan bütün bir kâinat üzerinden değerlendiriliyor.
Bu kadar geniş bir alanda görülen uyum, kâinatın her tarafına yayılan bir ilmin varlığına delil olarak kabul ediliyor.
İnsan için önemli bir tefekkür kapısı
Bu yaklaşım aynı zamanda insanı çevresindeki varlıklara daha dikkatli bakmaya çağırıyor.
Bir insan yalnızca gökyüzüne bakarak değil, kendi bedenine bakarak da yaratılış üzerinde düşünebilir.
Kalbin çalışması, kanın dolaşımı, hücrelerin görevleri ve organların birbirleriyle olan ilişkileri üzerinde düşünmek, insanın kendi varlığında bile ne kadar büyük bir düzen bulunduğunu fark etmesini sağlayabilir.
Aynı şekilde küçücük bir canlıya bakmak da benzer bir tefekkür kapısı açabilir.
Boyutu küçük olan bir canlının dahi kendi içerisinde hassas bir sisteme sahip olması, kâinattaki ölçünün yalnızca büyük ve görkemli varlıklarda aranamayacağını gösteriyor.
Sonuç: Ölçü ve denge, ilim delilini güçlendiriyor
Kâinatta görülen düzenin önemli bir yönü, ölçü ve dengenin her seviyede ortaya çıkmasıdır.
Sinekten insana, hücrelerden kandaki küreciklere, canlılardan gök cisimlerine kadar uzanan bu yapı içerisinde her şeyin birbirine uygun ve dengeli olması, kapsamlı bir ilme işaret eden güçlü bir delil olarak değerlendiriliyor.
Bu bakış açısına göre kâinat, yalnızca birbirinden bağımsız varlıkların bulunduğu bir alan değil; her parçası diğerleriyle ilişkili, ölçülü ve dengeli büyük bir sistemdir.
İslami açıdan bu düzen üzerinde tefekkür etmek, insanın Allah'ın Alîm ve Hakîm isimlerini anlamasına vesile olan önemli düşünce yollarından biri olarak görülüyor.
Kâinattaki ölçü, insana yalnızca bir düzeni değil; o düzenin arkasındaki ilim, kudret ve hikmeti de düşündürüyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz