27 Ağustos 2026, Perşembe
USD
EUR
ALTIN
BIST
SON DAKİKA

USD
EUR
ALTIN
BIST
Gündem 27 Ağustos 2026, 18:59 6 dk okuma süresi

SDG Feshedildi: Suriye'de Dengeler Değişiyor! Kürtler İçin Yeni Dönem Başlıyor

Suriye'nin kuzeydoğusunda yıllardır önemli bir askerî ve siyasi aktör olarak varlık gösteren Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bağımsız askerî yapı olarak faaliyetlerine son verdiği açıklandı. SDG lideri Mazlum Abdi, örgütün Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını ve bundan sonra bağımsız bir silahlı güç olarak hareket etmeyeceğini duyurdu.

Haberi Sesli Dinleyin
Yapay Zeka Seslendirici

Özgün ve Uzun Detay

Suriye'de yıllardır devam eden iç savaşın ardından ortaya çıkan en önemli askerî yapılardan biri olan SDG açısından yeni bir dönem başladı. 2015 yılında kurulan ve özellikle DEAŞ'a karşı mücadelede ABD öncülüğündeki koalisyonun sahadaki en önemli ortaklarından biri haline gelen SDG, zaman içerisinde Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir askerî ve idari alan üzerinde etkili olmuştu. Ancak Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon sürecinin ardından bu yapı artık bağımsız bir askerî güç olarak varlığını sürdürmeyecek.

Mazlum Abdi'nin açıklamasıyla birlikte SDG'nin bağımsız askerî kimliği sona ererken, örgüte bağlı güçlerin Suriye devletinin askerî ve güvenlik kurumlarına dahil edilmesi süreci tamamlandı. Aynı zamanda bölgede SDG ile bağlantılı olarak faaliyet gösteren bazı sivil ve idari yapıların da merkezi yönetime devredilmesiyle kuzeydoğu Suriye'de yeni bir yönetim modeli ortaya çıkıyor.

Kuzeydoğu Suriye'de dengeler değişiyor

SDG'nin ortaya çıkışı, Suriye'deki iç savaşın en karmaşık dönemlerinden birine denk gelmişti. DEAŞ'ın geniş alanları kontrol ettiği dönemde örgüt, ABD öncülüğündeki koalisyonun desteğiyle sahadaki önemli güçlerden biri haline geldi. Zaman içerisinde yalnızca askerî operasyonlarla değil, bölgedeki güvenlik ve idari yapılanmalarla da özdeşleşti.

Bugün gelinen noktada ise bu model değişiyor. SDG'nin bağımsız bir askerî yapı olarak ortadan kalkması, Suriye'nin kuzeydoğusundaki silahlı güçlerin Şam'ın kontrolündeki devlet mekanizmasına dahil edilmesini beraberinde getiriyor. Böylece savaş yıllarında oluşan parçalı askerî yapıların merkezi bir devlet çatısı altında toplanması yönünde önemli bir adım atılmış oluyor.

Bu değişimin bölgesel açıdan da önemli sonuçları bulunuyor. Çünkü Suriye'nin kuzeydoğusundaki gelişmeler yalnızca Şam yönetimi ile SDG arasındaki bir mesele değil. Türkiye, ABD, Irak ve bölgedeki diğer aktörler de bu süreci yakından takip ediyor.

Kürtlerin geleceği açısından asıl mesele şimdi başlıyor

SDG'nin feshedilmesiyle birlikte tartışmanın ağırlık noktası askerî alandan siyasi ve hukuki alana kayabilir.

Çünkü Suriye Kürtleri açısından önümüzdeki dönemde en önemli soru, yıllardır bölgede oluşan siyasi ve toplumsal kazanımların yeni Suriye devlet yapısı içerisinde nasıl korunacağı olacak.

Özellikle vatandaşlık hakları, Kürtçe eğitim, ana dilin kullanılması, siyasi temsil, yerel yönetimlerin yetkileri ve güvenlik kurumlarında Kürtlerin konumu yeni dönemin temel başlıkları arasında bulunuyor. Bölgedeki Kürtlerin geleceğinin yalnızca silahlı bir yapının bulunup bulunmamasıyla değil, yeni Suriye anayasası ve devlet kurumlarının uygulamalarıyla şekillenmesi bekleniyor.

Buradaki kritik nokta şu: SDG'nin sona ermesi otomatik olarak Suriye Kürtlerinin siyasi taleplerinin de sona erdiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, bundan sonraki süreçte bu taleplerin silahlı güç üzerinden değil, devlet kurumları ve siyasi mekanizmalar üzerinden nasıl temsil edileceği daha fazla önem kazanacak.

Şam'ın önündeki en büyük sınav

Suriye yönetimi açısından da yeni dönem ciddi bir sınav anlamına geliyor.

Merkezi yönetimin bölgede kalıcı bir istikrar sağlayabilmesi için yalnızca askerî kontrolü ele alması yeterli olmayacak. Kürtler başta olmak üzere Suriye'nin farklı etnik ve dinî topluluklarının kendilerini yeni devlet yapısının eşit vatandaşları olarak görmesini sağlayacak bir siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması gerekiyor.

Bu nedenle SDG'nin feshiyle başlayan süreçte asıl belirleyici unsur, Şam'ın bölgedeki halklara yönelik politikası olacak.

Eğer yeni sistem içerisinde farklı kimliklerin kültürel ve siyasi hakları güvence altına alınırsa, SDG'nin bağımsız askerî varlığının sona ermesi Suriye'nin bütünlüğü açısından yeni bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Ancak askerî entegrasyonun siyasi ve toplumsal haklarla desteklenmemesi halinde, bölgedeki sorunların farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkması ihtimali de bulunuyor.

Türkiye açısından dikkat çekici gelişme

SDG'nin feshedilmesi Ankara tarafından da yakından takip edilen bir gelişme. Türkiye uzun süredir SDG/YPG yapılanmasını PKK ile bağlantılı gördüğünü ve Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden bağımsız bir silahlı yapıya karşı olduğunu belirtiyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, kararın ifade edildiği şekilde uygulanması halinde memnuniyet verici olduğunu söyledi. Fidan ayrıca Suriye Kürtlerinin kimliğinin korunması gerektiğini vurgularken, aynı zamanda Suriye'nin milli bütünlüğünün, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bu yaklaşım, Ankara açısından yeni dönemin iki temel başlık üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor: Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Kürtlerin kimlik haklarının güvence altına alınması.

Dolayısıyla Türkiye açısından SDG'nin feshi yalnızca bir örgütün silahlı faaliyetlerinin sona ermesi olarak görülmüyor. Aynı zamanda Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin güvenlik kaygılarını azaltabilecek yeni bir devlet yapılanmasının ortaya çıkıp çıkmayacağı da önem taşıyor.

Silahlı yapıdan siyasi aktörlüğe geçiş

SDG'nin önündeki en önemli değişimlerden biri de bundan sonra siyasi alanda yaşanabilir.

Yıllardır silahlı güç ve yerel yönetim mekanizmaları üzerinden etkili olan aktörlerin, yeni dönemde Şam'daki siyasi sistem içerisinde kendilerine nasıl bir alan oluşturacakları belirleyici olacak.

Bu nedenle Mazlum Abdi ve SDG çevresindeki siyasi aktörlerin bundan sonraki rolü de merak ediliyor. Şam yönetiminin Abdi'ye Kürt meselesinden sorumlu bir danışmanlık görevi teklif ettiği yönündeki haberler de yeni dönemde eski askerî aktörlerin devlet mekanizması içerisinde farklı görevlerle yer alabileceğine işaret ediyor. Ancak bu konuda kesinleşmiş bir görev ve nihai siyasi düzenleme bulunduğu yönünde temkinli olmak gerekiyor.

Bu durum gerçekleşirse, Suriye'de savaş döneminde ortaya çıkan aktörlerin tamamen sistem dışına itilmek yerine yeni devlet yapısına dahil edilmesi açısından önemli bir örnek oluşturabilir.

ABD'nin bölgedeki rolü de değişebilir

SDG'nin feshi, ABD'nin Suriye'deki uzun süreli askerî ortaklık politikasını da yeni bir aşamaya taşıyabilir.

Washington açısından SDG, özellikle DEAŞ'la mücadele döneminde sahadaki en önemli ortaklardan biriydi. Ancak Suriye'deki devlet yapılanmasının yeniden şekillenmesiyle birlikte, ABD'nin bölgedeki askerî varlığının ve yerel ortaklıklarının niteliği de değişebilir.

Bu nedenle SDG'nin feshi yalnızca Suriye iç siyaseti açısından değil, ABD'nin Ortadoğu'daki askerî ve diplomatik dengeleri açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Petrol sahaları ve ekonomik kaynaklar

Kuzeydoğu Suriye'nin önemi yalnızca askerî konumundan kaynaklanmıyor. Bölge, ülkenin önemli petrol sahalarının bulunduğu alanlardan biri olması nedeniyle ekonomik açıdan da stratejik öneme sahip.

SDG'nin bölgedeki kontrolünün sona ermesiyle birlikte ekonomik kaynakların ve enerji altyapısının merkezi devlet mekanizmasına bağlanması da gündeme geliyor. Bu durum, Şam yönetiminin ülke genelindeki ekonomik kontrolünü güçlendirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki petrol sahalarının devriyle ilgili yeni düzenlemelerin de sürecin önemli başlıklarından biri olması bekleniyor.

Suriye'de yeni dönem gerçekten başlayabilecek mi?

SDG'nin feshedilmesi, Suriye'deki savaş sonrası dönüşüm açısından önemli bir eşik. Ancak tek başına bir örgütün feshedilmesi, ülkedeki bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Suriye'nin önünde hâlâ güvenlik, ekonomi, yeniden yapılanma, anayasal düzen, farklı toplulukların siyasi temsili ve ülkenin tamamında merkezi otoritenin sağlanması gibi çok sayıda başlık bulunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde en kritik soru, SDG'nin feshedilmesinden ziyade bu fesih sonrasında nasıl bir Suriye kurulacağı olacak.

Kürtler açısından ise yeni dönemin en önemli meselesi, askerî gücün yerini siyasi temsilin alıp almayacağı ve yıllardır dile getirilen kimlik ve kültürel hakların devlet tarafından hangi ölçüde güvence altına alınacağı olacak.

Sonuç olarak SDG'nin bağımsız askerî yapı olarak sona ermesi, Suriye'nin kuzeydoğusunda savaş yıllarında oluşan düzenin önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor. Şimdi gözler Şam yönetimi ile bölgedeki Kürt siyasi aktörler arasında kurulacak yeni ilişkiye çevrilmiş durumda. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ile Kürtlerin kimlik ve vatandaşlık haklarının güvence altına alınması birlikte başarılabilirse, bu süreç Suriye'de uzun süredir devam eden çatışma döneminden siyasi normalleşmeye geçiş için önemli bir fırsata dönüşebilir. Aksi durumda ise askerî yapıların sona ermesine rağmen siyasi sorunların devam etmesi mümkün.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz